Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Şarkikaraağaç Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 ... maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2015/327 Esas, 2016/350 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; suç kastının bulunmadığına, etkin pişmanlık göstermesine rağmen ceza verildiğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın savcılığa 10.6.2015 tarihli şikayetinde ve aynı tarihli ifadesinde ... ... ... adına çıkartılmış tebligat parçası üzerindeki yazan "Muh. ..." yazısının ve altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, ... dağıtıcısı tarafından imzasının kullanıldığını, gerekli incelemenin yapılmasını talep ederek mağdur hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla iftira ettiği iddiasına ilişkindir.
2. 12.8.2015 tarihli Antalya Kriminal Polis Ekspertiz raporunda tebligat parçası üzerindeki imza ile sanık ve mağdurun mevcut mukayese imzaları karşılaştırıldığında;...'nün mukayese imzaları ile benzerlik görüldüğü sözkonusu imzanın ... elinden çıktığının kuvvetle mümkün ve muhtemel olduğu kanaatine varılmıştır.

3. Mağdur hakkında resmi belgede sahtecilikten 26.08.2015 tarihinde takipsizlik kararı verilmiştir.

4. Sanık 31.05.2016 tarihli celsede, ''savcılık aşamasında imzanın bana ait olmadığını söylemişsem de imza bana aittir'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

A.Tebliğnamede Belirtilen Görüş Yönünden;
Mahkemece sanık hakkında yeniden suç işlemeyeceği kanaati oluşmadığı belirtilerek 5237 sayılı Kanun'un 50,51,62 ve 5271 sayılı Kanun'un 231 ... maddelerinin uygulanmama gerekçesi yeterli görüldüğünden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

B.Sanığın Temyiz İsteği Yönünden;

1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği; somut olayda 12.08.2015 tarihli Antalya Kriminal Polis Ekspertiz raporu, takipsizlik kararı, sanığın aşamalardaki çelişkili beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın mağdura resmi belgede sahtecilik suçunu isnat ettiği anlaşılmakla; mahkemenin atılı suçun sübutu ve suç niteliğini kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yapılan imza incelemesi sonucunda tebligattaki imzanın sanığa ait olduğunun anlaşılması karşısında; şartları oluşmadığı halde 5271 sayılı Kanun'un 269 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

4. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin imza incelemesi tarihi olan 12.08.2015 yerine, 10.06.2015 olarak yazılması ve suç adının iftira yerine iftira (teşebbüs) şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.07.2016 tarihli ve 2015/327 Esas, 2016/350 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.03.2023 tarihinde karar verildi.