Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından duruşmalı olarak istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı alacaklı vekili, 24.02.2012 tarihinde haczedilen menkullerin, davalı borçluya ait olduğunu, 3. kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu, faaliyet alanlarının aynı olduğunu, her iki şirket yetkilileri arasında akrabalık ilişkisi bulunduğunu belirterek, 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davacının iddia ettiği hususların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ile borçlu arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, iki şirketin ortaklarının farklı olup, her iki şirket ortakları arasında akrabalık dışında bir bağ bulunmadığını, iki şirketin faaliyet alanlarının ve adreslerinin farklı olduğunu, haciz adresinde borçluya ait evrak bulunmadığını, haciz adresinin borçluya ait takip ya da ödeme emri tebliğ adresi olmadığını, mahcuzların tamamının müvekkiline ait olup faturalarının bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, SGK ve Ticaret Sicil kayıtlarına göre borçlu ... Gıda Tekstil ... Ltd. Şirketi ortağı ...un, davalı 3.şahıs ... Turizm ... Ltd. Şirketi'nin 2013 yılı içerisinde sigortalı çalışanı olduğu, yine borçlu şirketin yetkilisi ve ortağı... ...'nın davalı 3. kişinin şirketin borcun doğumu ve devamında sigortalı çalışanı olarak görüldüğü, yani hem yetkilisi bulunduğu şirkette faaliyet yürütürken, aynı zamanda eskiden ortağı bulunduğu ve babasının da ortağı olduğu 3. kişi şirketin sigortalı çalışanı olarak devam ettiği, 3. kişi şirketin yetkilisi ... ... ile davalı 3. kişi şirket yetkilisi ... ... arasında birinci derecede akrabalık ilişkisi bulunduğu, borçlu şirket yetkilisi ... ...'nın istihkak iddiasında bulunan davalı 3. kişi şirketin ortağı iken, bu şirketteki hissesini babası İlhan ...'ya devrettiği ve ortaklıktan ayrıldığı, her iki şirketin faaliyet alanlarının aynı olduğu, tüm bunlar değerlendirildiğinde davalı 3. kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bir bağ olduğu ve istihkak iddiasının alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaaya dayandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. vd. maddesi uyarınca açılan istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Davalı 3. kişi şirket ile davalı borçlu şirketin faaliyet alanlarının aynı olmaması, her iki şirketin de kuruluş tarihlerinin borcun doğumundan önceki tarihler olması, haczin gerçekleştirildiği adresin, gerek takip talebindeki ve gerekse de ödeme emrinin tebliğ edildiği adresten farklı bir adres olması, 3. kişi şirket ve borçlu şirket adreslerinin farklı adresler olması, haciz mahallinde borçlu bulunmadığı gibi, borçluya ait herhangi bir belgenin de bulunmaması gibi hususlar dikkate alındığında, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin mahcuzları elinde bulunduran 3. kişi yararına olduğunun kabulü gerekir. Mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekir. Borçlu ile 3. kişi şirket ortaklarının bir kısmının aynı olması ve aralarında akrabalık ilişkisinin bulunması tek başına yasal karinenin aksini kanıtlamaya yeterli değildir.
O halde, Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366/3.maddesi ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
939,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.