Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 28.02.2017 gün ve 2016/2-833 Esas ve 2017/115 Karar sayılı ilamında, 28.06.2014 tarihinden sonra işlenen hırsızlık suçunun bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi halinde eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna uyduğunun belirtildiği, müştekinin alınan ifadesine göre somut olayda bina niteliğindeki mescidin içinde çantasından parasının çalındığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesine uyduğu gözetilmeyerek, aynı Kanun'un 142/1-c maddesi ile hüküm kurulması,
2-Uyap kayıtlarına göre olay tarihinde güneşin yaz saati uygulaması ile 19.34'de battığı gece vaktinin 20.34'de başladığı, kamera kayıt tutanağına göre, atılı suçun gece 20.39 sıralarında işlendiği halde, sanık hakkında TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 15/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.