Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin sanık ... hakkında olduğu belirlenerek, sanık ... hakkındaki hükme hasren yapılan incelemede;
1-Sanık ...'nın, suça konu katılana ait, olay günü saat: 20: 00 sıralarında çalınan cep telefonunu olayın hemen akabinde aynı gün saat: 22: 55'te ve ertesi gün saat: 12: 40'ta kendi adına kayıtlı hattı takarak kullanması ve beyanlara göre de bu telefonu sanık ...'dan satın alan ...'in de telefonunun sorunlu olup olmadığının tespiti için arkadaşı olan tanık ...'nin hattını takarak olayın ertesi günü saat: 17: 17'de kontrol etmiş olması ve sorunsuz olduğunu tespit ederek aynı gün satın alarak kullanmaya başlaması nazara alındığında; sanık ...'nın bu telefonu ...'e olayın hemen akabinde değil olayın ertesi günü sattığının anlaşıldığı, dolayısıyla sanık ...'nın "bu telefonu kendisine getiren tanımadığı şahıs veya şahısların kendisinin yanına geldiği sırada şahıslara telefonu kendisinin alamayacağını söyleyip arkadaşı ...'in alabileceğini söyleyip hemen onun yanına gittikleri ve ...'e bu şekilde telefonun kimliği belirsiz kişilerce satıldığını ve kendisinin bu işe sadece aracılık ettiği" yönündeki beyanının gerek TİB kaydına göre (zira olay günü ve ertesi gün kendisinin hattının takılı olduğu) gerekse ...'in Savcılık ifadesindeki "sanık ...'nın telefonu getirdiği esnada yanında kesinlikle kimse olmadığı" yönündeki beyanına gerekse de ...'in mahkeme aşamasındaki "telefonu sanık ...'nın tezgahından satın aldığı" yönündeki beyanlarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunma olduğu kabul edilerek tüm dosya kapsamından sanığın mahkumiyeti yerine yazılışekilde berraatine karar verilmesi,
2-Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 15/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.