Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20.05.2019 tarih ve 2015/668-2019/242 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirket gemisinde “usta gemici” olarak çalışan müvekkillerinin murisi...'ın yoğun çalışma koşulları ve sıcak sebebiyle kalp krizi geçirerek 28/11/2008 tarihinde iş kazası nedeniyle vefat ettiğini, müvekkillerinden murisin eşi ... için 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, murisin çocukları ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 200.000,00 TL alacağın vefat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini, bu alacak gemi alacağı hakkı verdiği için davalı taraf ait gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tesisine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 16/07/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile ... için maddi tazminat tutarının 122.900,25 TL olarak kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin... gemisinin ticari işletmeciliğini yaptığını, geminin donatanının dava dışı Lightwave Marine Co. Ltd. firması, bağlama limanının Malta- Valetta olduğunu, davacıların murisi ile akdedilen iş sözleşmesinin de bu şirketle yapıldığını savunarak, davanın pasif husumet yokluğunu ileri sürerek ve kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya iddia, savunma, bilirkişi raporlarına, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; müteveffanın yaşı, önceden mevcut olan rahatsızlıkları nedeni kalp krizine bağlı ölüm olayının meydana gelmesinde kaçınılmazlık faktörünün rol oynadığı, işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve bu kapsamda özen gösterme
yükümlülüğüne aykırı davranış veya ihmali olmadığı, davacıların murisinin kalp krizi geçirmesinde davalı işverenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, hizmet sözleşmesi çerçevesinde e.BK'nun 332,98 ve 47. maddelerine göre davacıların maddi ve manevi tazminat talep etme haklarının bulunmadığı, davacıların murisi...'ın davalı ile imzaladığı iş akdinde ITF Uniform TCC Collective Agreemente atıf yapılmış olduğundan bu kapsamda davalı şirket ile davadışı Uluslararası Taşımacılık İşleri Federasyonu ITF arasında imzalanan sözleşmenin 25. maddesi gereğince gemi adamının gemideki hizmeti esnasında veya denizde veya benzeri bir tehlike sonucu ölmesi halinde donatanın gemi adamının eşine ve 18 yaşından küçük olan çocuklarına tazminat ödeneceği düzenlendiğinden ITF sözleşmesine göre ölüm olayının gerçekleştiği 2008 tarihinde eşe ödenecek tazminat tutarının 82.500,00 USD olacağı, müteveffanın çocukları davacılar ... ve ...'ın olay tarihinde 18 yaşından büyük olmaları nedeniyle tazminat talep etme hakları bulunmadığı gerekçeleriyle dava dilekçesinde davacı eş için 50.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunulduktan sonra ıslah yolu ile bu talep 122.900,25 TL'ye yükseltildiğinden ITF Uniform TCC sözleşmesine göre kabulü gereken 82.500,00 USD dava tarihindeki kur üzerinden 124.665,75 TL'ye tekabül etmekte ise de, taleple bağlılık ilkesine göre davacı ...'ın maddi tazminat talebinin ıslah edilen tutar olan 122.900,25 TL üzerinden kabulü ile 28/11/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek bu davacıya ödenmesine, hüküm altına alınan alacak eTTK'nun 1235/.fıkra gereğince gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardan olduğundan kabul edilen tazminat miktarı ile sınırlı olmak üzere 9118422 IMO nolu... isimli gemi üzerine 6762 sayılı TTK'nun 1236. maddesi gereğince davacı lehine kanuni rehin hakkı tesis edilmesine, davacı ...'ın manevi ve davacılar ... ile ...'ın maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve katılma yoluyla da davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 6.293,32 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15/06/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

1- Dava, iş kazasında ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2- Mahkemece, davacılar murisinin ölümünün iş kazası niteliğinde olmadığı, murisin davalı şirketteki çalışmasının eBK’nın 332,98 ve 47.maddeleri uyarınca tazminat talep edemeyeceği, ancak ITF Uniform TCC Toplu İş Sözleşmesinde, gemi adamlarının ölümü halinde sağ kalan eşe 82.500 USD ödeneceğine ilişkin hükme binaen, davacı eş ...’a ilişkin olarak bu miktar alacağın TL karşılığı yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davacıların davasının reddine karar verilmiş, karar Daire çoğunluğunda onanmıştır.

3- Somut olayda, muris...’ın 02.10.2008 tarihinde, İstanbul’da mukim davalı işveren Akmar AŞ ile “gemi adamı iş akti” sözleşmesi imzaladığı, işyeri adresi olarak Malta bayraklı... gemisinin gösterildiği, taraflar arasında ITF Uniorm TCC Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu, davalının 28.11.2008 tarihinde kalp krizi sonucu vefat ettiği, iki adet uzman doktor ve gemi inşaat ve makine mühendisi işgüvenliği uzmanından oluşan bilirkişi heyetinin 24.07.2017 tarihli raporuna göre ölümün iş kazası niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, iş kazaları konusunda ihtisas dairesi olan 21 ve 10.Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatlarında da “gemiadamlarının” gemideki çalışmaları sırasında kalp krizinden ölüm hadisesi alınacak doktor raporları doğrultusunda “iş kazası” olarak yorumlanmaktadır (bkz. 10.HD’nin 16/11/2020 T. ve 2020/6715 E. - 2020/6531; 21.HD’nin 16.02.2016 T. ve 2015/16566 E. - 2016/2077).

4- Uyuşmazlığın temeli, davacılar murisinin iş kazasından vefatı sebebiyle hangi hukuk kuralının uygulanması gerektiğine ilişkindir.

5- Davacılar murisinin işyerinin yabancı bayraklı gemi olması nedeniyle öncelikle uygulanacak hukukun tespiti gerekir. Bu konuda MÖHUK’un 27. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, öncelikli hukuk seçimi varsa bu hukukun, bu yok ise, işçinin sürekli olarak çalıştığı mutad işyeri hukukunun uygulanması gerekir. Ancak, işçinin işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapması halinde iş sözleşmesi, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukuna tabidir. Öte yandan halin bütün şartlarına göre iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması halinde sözleşmeye ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir. Somut olayda, hem işçinin hem de işverenin Türk olması ve ikametgahlarının Türkiye olması nedeniyle olaya Türk hukukunun uygulanması gerekir.
6- 854 sayılı Deniz İş Kanunu, Kanun’nun 1.maddesi uyarınca, denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemiadamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır. Aynı işverene ait gemilerin grostonilatoları toplamı yüz veya daha fazla olduğu veyahut işverenin çalıştırdığı gemiadamı sayısı 5 veya daha fazla bulunduğu takdirde birinci bent hükmü uygulanır. Bu hüküm kapsamına girmeyen işçiler yönünden ise bu işçiler “gemiadamı” sıfatında olsalar bile, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekir. Somut olayda taraflar arasında Deniz İş Kanunu kapsamında bir iş sözleşmesi bulunmuyor ise de, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 ve 8.maddeleri uyarınca, taraflar arasında 02.10.2008 tarihli yazılı iş sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

7- Davalı Akmar AŞ ile dava dışı... Gemisi donatanı Lightwawe Ltd. arasında “gemi yönetim sözleşmesi” bulunduğu, böylelikle, davalının yabancı bayraklı... gemisinin donatanı olmadığı, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi çerçevesinde üçüncü kişileri bağlamayacağı, kaldı ki, davalı gemi yönetim şirketinin birçok geminin yönetimini aynı anda üstlenebileceği ve işçilerin işyerini 5857 sayılı İş Kanunu uyarınca değiştirebileceği, o nedenle iş kazasında ölen murisin Türk şirketinin işçisi olup, çalışma yerinin yabancı bayraklı gemi olmasının İş Kanunu’nun getirdiği imkanlardan yararlanmasına engel bulunmamaktadır. Yerel mahkemenin, İş Kanunu hükümleri yerine 818 sayılı eBK’nın 332 vd. “hizmet sözleşmesi” hükümlerini uygulaması doğru olmamıştır.

8- Mahkemece alınan bilirkişi raporundan, davacılardan murisin eşi ...’ın 77.304 TL, Emin’in ise 12.459 TL bedelinde destekten yoksun kaldıkları anlaşılmıştır.

9- Olaya uygulanacak mülga 818 sayılı BK’nın 45/2.maddesinde yer alan “Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir” hükmü uyarınca, ölüme sebebiyet verenler, yoksun kalınan destekten sorumludurlar. Keza mahkemece uygulanmasına karar verilen BK’nın 332. maddesinde yer alan “İş sahibi, akdin hususi halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyle maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur. İş sahibinin yukarıki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı istiyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur” hükmü uyarınca da, işveren, işçinin çalışma sırasında maruz kaldığı tehlikelere karşı gereken sıhhi tedbirlere aykırı hareket sebebiyle ölüm halinde de sorumlu tutulmuştur.

10- Her ne kadar, bütün gemi adamları iş sözleşmelerinde zorunlu olarak kabul edilen ITF Unfiorm TCC Toplu İş Sözleşmesinin 25.maddesi uyarınca, gemideki istihdam sırasında işçinin her hangi bir nedenle ölümü halinde 82.500 USD tazminat ödeneceği hükmü söz konusu ise de, bu hükmün işverenin herhangi bir kusuru olmaksızın meydana gelen ölümler için geçerli olup olmadığı iş yerinden kaynaklanan ölüm nedeniyle, bu kusurun karşılığı olarak ayrıca maddi ve/veya en azından manevi tazminata hüküm olunmasının gerekip gerekmediği tartışılmaksızın sadece 82.500 USD’ye hüküm olunması doğru değildir.

11- Öte yandan, kabule göre de, kaza tarihinde 18 yaşından büyük olmakla birlikte üniversite öğrencisi olması nedeniyle Türk hukukuna göre murisinin desteğine muhtaç olan davacı ... yönünden, TCC Toplu İş Sözleşmesinde dahi her hangi bir ödeme öngörülmemiş olup, iş kazasına sebep olan davalıdan bu davacının talebinin tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirdi.

12- HMK'nın 266/1 maddesi uyarınca "Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz". Mahkemece, davacılar murisinin ölümünün iş kazası niteliğinde olup olmadığı hususunda haklı ve yerinde olarak teknik bilirkişi raporu alınmış ve sunulan raporda da bu yönde oybirliğiyle bir görüş bildirilmesine rağmen, Mahkemece teknik raporun aksine, murisin ölümünün "iş kazası" olmadığına ilişkin değerlendirmesi HMK hükümlerine ve yukarda bahsedilen yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı olmuştur.
Yerel mahkemece, olayın iş kazası olduğunun kabulü ile murisin eşi davacı eş ...’ın ve oğlu...'in iş kazasına dayalı maddi tazminat talepleri ile tüm davacıların ise iş kazasına dayalı manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken, sadece davacı ...’ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile sair taleplerin reddine karar verilmesini doğru bulmadığımdan, mahkeme kararını onayan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.