İNCELENEN KARARIN;
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.03.2018 tarihli ve 2017/205 Esas, 2018/57 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, ''atılı suçun unsurlarından olan maddi unsur (kanuni tanıma uygun, hukuka aykırı fiil) yönünden oluşmadığı kanaatine varılmakla'' beraatine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/1261 Esas, 2019/224 sayılı Kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.10.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1- ByLock tespiti yapılan IMEI numarası eşleşmese bile sanığın dijital eşyalarında başkaca örgütsel delillerin elde edilebileceğine,
2- Eksik inceleme ve araştırmayla karar verildiğine,
3- Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
''Her ne kadar sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; bylock tespiti yapılan (0506) (...) (..) (..) numaralı sanığın kullanımında olan hattın MİT tarafından güncellenerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen "TÜRKİYE MOR BEYİN" isimli listenin 2621 inci sırasında yer aldığı ve suça konu bu hatta ByLock kullanımı olmadığının tespit edildiği; iddianamede sanık hakkında herhangi bir örgütsel eylemden söz edilmediği, dijital materyallarinden çıkabilecek örgüte, liderine ya da mensuplarına ait resim, video paylaşımı ya da yazılı içeriğin sempati olarak değerlendirilebileceği üyelik suçunun sübutu için yeterli olmayacağı, örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için kişinin örgüt ile organik bağ içerisinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerinin bulunması hususundaki yerleşik içtihatları nazara alındığında sanığın dijital materyallerinden çıkacak bu tür paylaşımların suçun sübutu yönünde dosyasımıza yenilik sağlamayacağı kanaatine varılarak dijital materyallerin incelenmesine yönelik ara kararından vazgeçilmiş olup sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksine mahkeme heyetine yeterli delil bulunmaması''
Şeklindeki gerekçelerle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, ByLock programını kullanmadığı ayrıca başka bir örgütsel eylemi olmadığı belirlenen, ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın atılı suç açısından unsurların oluşmadığı gerekçe gösterilerek beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi Dairesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/1261 Esas, 2019/224 sayılı Kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.