SAYISI: 2019/235 E- 2020/420 K
HÜKÜM/ KARAR: Reddine/Esastan Reddine

SAYISI: 2017/364 E- 2018/540 K

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının daval... Elektronik Klima Isıtma Soğutma Sist. ve Ahmet Dinçer'den alacaklı olduğunu, davalı borçlular aleyhine...7. İcra Müdürlüğü'nün 2017/339 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçluların bilinen adresinde yapılan haciz

sırasında tutulan haciz zaptının aciz vesikası hükmünde olduğunu, davalı borçluların adına kayıtlı gayrımenkullerini mal kaçırma gayesi ile diğer davalılara devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.

1. Davalı M.. B.. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen ve kendince satın alınan gayrımenkulün bedelini ödeyerek satın aldığını, davalı borçlular arasında herhangi bir organik bağ bulunmadığını beyan ederek haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı B.. G.. vekili cevap dilekçesinde dava konusu gayrımenkulü bedelini ödeyerek satın aldığını, kaydında yer alan ipoteğin de kendisi tarafından ödendiğini, mal kaçırma kasdını bilebilecek durumda olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

3. Dava dilekçesi tebliğ edildiği anlaşılan diğer davalıların davaya cevap vermediği görülmüştür.

Mahkemenin 13.11.2018 tarihli ve 2017/364 Esas, 2018/540 Karar sayılı kararıyla; dava konusu yapılan...ili ... ada 5 parselde kayıtlı taşınmaz tapu kaydında ... Firmasına ait 690.000,00 TL bedelli ipotek şerhinin bulunduğu, tesis edilen ipotek bedelinin davalı B.. G.. tarafından fek edildiği, taşınmazın bu hali ile 220.000,00 TL üzerinden B.. G.. tarafından satın alındığı ve taşınmazın satın alındıktan sonra da bu davalı tarafından kullanılmaya başlanıldığı, diğer dava konusu yapılan...ili ... 174 ada 30 parselde kayıtlı taşınmazın 84.000,00 TL bedel karşılığında M.. B.. tarafından 20/01/2015 tarihinde satın alındığı, ancak dosya kapsamı incelendiğinde; 12/01/2015 tarihinde kendi hesabından 71.794,76 TL ve 21.01.2015 tarihinde ise...'a ait hesaptan 73.120,61 TL olmak üzere 144.915,37 TL daha dava konusu taşınmazın satın alımı için para çektiği, ayrıca davalı M.. B.. tarafından dava konusu taşınmaz satın alındıktan sonra tadilatlar yaptırıldığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazların gerçek satışları ile bilirkişi tarafından tespit edilen değerler arasında fahiş fark olmadığı, kaldı ki piyasa değerinin altında satış olsa dahi bunun tek başına işlemin muvazaalı olduğunu göstermeyeceği, ayrıca davalılar B.. G.. ile M.. B.. 'ın diğer davalıların içerisinde bulundukları mali durumu bildiğini gösterir açık emarelerin davacı banka tarafından dosya içerisine ibraz edilemediği gibi davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki olduğunu gösterir bilgi ve belgelerin de dosya içerisinde bulunmadığı, dolayısıyla davalılar Barış Güney ile M.. B..'ın taşınmazı satın alan iyi niyetli kişiler konumunda oldukları, sonuç olarak davacının bu davadaki amacının alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü ispatlamak olduğu ancak dava ve tasarrufa konu taşınmazın kötü niyetli olarak elden çıkartıldığının davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı borçluların takiplerden kısa bir süre önce adlarına kayıtlı dava konusu taşınmazları diğer davalılara muvazaalı olarak devrettiklerini, tasarrufun iptaline konu taşınmazların gerçek değerlerinin çok altında 3. kat altındaki bedellerle diğer davalılara devredilmiş olduğunun bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, müvekkili bankaya borçlu olan davalıların her ikisininde aciz halinde bulunduğunu ve mal kaçırma amacıyla işlem yaptıklarının sabit olduğunu, borç ilişkisinin dava konusu olan tasarruf tarihinden 2 yıl önce doğduğunu, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davacı vekilinin istinaf taleplerinin Esastan Reddine " karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davalı borçlular ile diğer davalılar arasında organik bağ olduğunun ispat edilememesine, dava konusu gayrımenkullerin de gerçek bedellerinin ödendiğinin davalı 3. Kişiler tarafından ispat edilmiş olmasına göre davacı vekilinin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.