Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden arafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı 3. kişi ... vekili, 25.11.2013 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlu olan oğlunun kendisine ait iş yerinin üst katında faaliyetini sürdürmekle beraber, faaliyet alanlarının farklı olduğunu, mahcuzların, karoser, kaporta onarımı ile ilgili olup, çok eskiden alındıklarını belirterek, istihkak davasının kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı ... vekili, davacının, haciz işlemi sırasında borcu kabul ettiğini ve ödemeye çalıştığını beyan ettiğini, mülkiyet karinesinin müvekkili lehine olduğunu, sunulan belgelerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmayıp, amacın, alacağın tahsilini geciktirmek olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu ..., iş yerinin babasının dükkanındaki çekme katta bulunduğunu, burada araç alım satım işi yaptığını, babasının ise kaporta kaynak işleri yaptığını, babasının tamiratta kullandığı makine ve takımlarla hiçbir ilişkisi olmayıp bunların tamamen davacıya ait olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece, haciz sırasında borçlunun adreste hazır olmadığı, davanın süresinde açıldığı, borçlunun babasına ait iş yerinin içerisinde ayrı bir bölümde faaliyet gösterdiği, dosyaya sunulan belgelere göre borçlu ile davacının faaliyet türünün farklı olduğu, eşyaların davacının iş yerinde haczedildiği, faaliyet türü farklı olduğundan haczedilen eşyaların borçlunun elinde addedilemeyeceği, haczedilen alet ve cihazların borçlu ile bir ilgisinin bulunmadığı, eskiden beri kaporta ve karoser onarımı ile uğraşan davacıya ait olduğu, borçlunun oto alım satımı alanında faaliyet gösterdiği, haczedilen eşyaların bu faaliyet için gerekmediği, eşyaların davacının yaptığı işe mahsus cihaz ve aletler olduğu, davaya konu haczedilen eşyaların mülkiyetinin davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir. -//-
Takibe dayanak bono üzerinde yazılı adres ile ödeme emrinin tebliğ edildiği ve haczin yapıldığı adreslerin aynı adres olması, davacı 3. kişi ile davalı borçlunun faaliyet alanlarının benzer olması, mahcuzların borçlu ve 3. kişi tarafından birlikte elde bulunduruluyor olması, üçüncü kişi tarafından haciz sırasında, ''biz bu borcu ödemeye gayret ediyoruz'' şeklinde beyanda bulunulması dolayısıyla, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. Mülkiyet karinesinin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekir. Davacı 3. kişi tarafından sunulan belgeler karinenin aksini kanıtlayacak nitelikte değildir.
O halde, Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.