Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacılar vekili, tarafların, 2009 yılında vefat eden ...'ün mirasçıları olduğunu, mevkiileri bildirilen davaya konu taşınmazların muristen kaldığını, taşınmazlardaki mahsullerin davalı tarafından toplandığını açıklayarak, her bir davacı için şimdilik 2000 TL tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taşınmazların mülkiyetinin vekil edeni ... ile eşi ...'e ait olduğunu açıklayarak, dosyaya satış ve bağış sözleşmeleri ibraz etmiş ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “Dava konusu taşınmazlar evvelinde tarafların murisine ait iken tamamının mülkiyetinin davalı ve eşine miras bırakan tarafından bağış ve satış senetleriyle devredildiği” gerekçesi ile, “Davanın reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.

Her ne kadar Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Somut olayda, davaya konu edilen taşınmazların, tarafların ortak murisi ...'ten miras yolu ile kaldığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı tarafından ise, dosyaya ibraz edilen satış ve bağış senetlerine istinaden, taşınmazların kendisine ve eşine ait olduğu iddia edilmiş, Mahkemece de bu senetler esas alınarak ret kararı verilmiştir.
Ne var ki; dosyaya ibraz edilen senetler, keşif mahallinde uygulanmamış, satış ve bağış senetlerinin, davaya konu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmemiştir.
Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, Mahkemece her bir taşınmaz başında, yerel, teknik ve uzman bilirkişiler marifeti ile yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazların bahsi geçen senetlerin kapsamında kalıp kalmadıkları maddi olaylara dayalı olarak sorulmak suretiyle kesin olarak belirlenmeli, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli; fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesisi doğru olmamıştır.

Davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 14.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.