Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.02.2020 tarih ve 2019/168-2020/79 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, davalı ... ...’nin davacı şirkette 2002-2007 arası sekreter olarak çalıştığını, müvekkillerinin davalı bankada ticari şirket ve şahsi hesapları bulunduğunu, 2004 ve 2008 yılları arasında yapılan tespitler sonucu şirket çalışanının sahte olarak düzenlediği talimatlar sonucu banka şubesinde bulunan şirket hesabından önce şirket yetkilisi davacı ...'in hesabına bu hesaptan davalı ... ... hesabına faks talimatları ile havaleler yapılarak şirket hesabından 115.000,00 TL'nin usulsüz olarak çekildiğinin saptandığını, davalı ... ...’nin müvekkilinin ıslak imzasını scanner vasıtasıyla kopyalayarak kendilerinden habersiz bankaya faks gönderdiğini, 2004-2008 yılları arasında 115.000.- TL’yi kendi şahsi hesabına aktardığını, bankanın bu fakslarla ilgili olarak müvekkilinin teyidini almadığını, talimat aslını sonradan istemediğini, bankanın da kusurlu olduğunu ileri sürerek, asıl davada şimdilik 10.000.- TL’nin ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Açılan ek davayla 111.325,00 TL zararın haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı banka vekili, davacıların 2002 yılından beri bankada işlem yaptırdıklarını, 6 yıl boyunca hesaplarını incelememelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, basiretli bir tacir gibi hareket etmeleri gerektiğini, talimatlardaki imzaların ilk bakışta firma yetkilisine ait olduğunun görüldüğünü, bankanın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı ... ..., davalı bankada kendi adına hesabı bulunduğunu, ancak bu hesabın paravan olduğunu, davacı ... tarafından kullanıldığını, davacı şirket tarafından banka hesap hareketlerinin bilinmemesinin imkansız olduğunu, 2004-2007 arası 115.000.- TL gibi bir tutarı kendi hesabına şirketin haberi olmadan aktarmasının mümkün bulunmadığını, faks ile yapılan talimat sonrası bankanın davacıları telefonla arayarak işlemleri teyit ettirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, Yapı Kredi Bankası Bahçelievler Şubesi nezdinde davacılardan ...'ın şahsına ait vadesiz mevduat hesabı ve yetkili bulunduğu davacı .....Ltd.Şti.'ne ait vadesiz ticari mevduat, ayrıca şirketin sekreteri olarak görev yapan davalı ... ...'nin de vadesiz mevduat hesabı açmış olduğu, ...'ın gerek şahsi hesabından gerekse şirket hesabından yapılacak ödemelerde şubeye faks ile vereceği talimatla virman yapma yetkisi verdiği ve bu hususun aralarında yapılan sözleşmelerle hüküm altına alındığı, dava konusu işlemlerin davacı şirkette sekreter olarak görev yapmakta olan ... ...'nin sahte faks talimatları ile önce davalı banka nezdindeki davacı şirket hesabından kendi hesabına aktardığı, dava konusu toplam 19 adet 115.495,00 TL'lik işlemin davacı ......Ltd.Şti'ne ait ... nolu vadesiz ticari mevduat hesabından; davacı ...'a ait ... nolu vadesiz mevduat hesabına, ardından da davalı ... ...'ye ait ... nolu vadesiz mevduat hesabına aktarıldığı, ayrıca toplam 6.430,00 TL'lik 4 adet işlemin; davacı ......Ltd.Şti'ne ait ... nolu adesiz ticari mevduat hesabından; davalı ... ...'ye ait ... nolu vadesiz mevduat hesabına aktarıldığı, sonuç olarak toplam 23 adet işlemden toplam 121.925,00 TL aktarıldığı, dava konusu işlemlerden davacılar tarafından kendine ve yakınlarına ait olduğu belirtilen işlemler çıkarıldığında bakiye 107.910,79 TL'lik tutarın kaldığı ve bu tutar yönünden davalı ... ...'nin haklı olduğunun kanıtlanamadığı, bozma ilamında da belirtildiği gibi ... ... yönünden asıl dava yönünden kabul kararının temyiz edilmemesi nedeniyle onun yönünden ret kararı verilmesinin doğru olmadığının belirtildiği, bu nedenden ötürü bozma ilamındaki gerekçe doğrultusunda asıl dava yönünden davacıların açmış olduğu davanın davalı ... ... yönünden kabulüne ve 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 04.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte söz konusu davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar vermek gerektiği, ... ...'nin davacıların hesaplarında usulsüz işlemler yaptığı hususunun kesinleştiği, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan ek rapora göre, birleşen dosya kapsamında davalı ... ...'nin sorumlu olduğu miktarın 107.910,79 TL olduğunun belirlendiği, bilirkişi ek raporunun usul ve yasaya uygun olarak hazırlanması ve denetime elverişli olması nedeniyle birleşen dosya yönünden bilirkişi ek raporu doğrultusunda davacıların davasının kısmen kabulü ile 107.910,79 TL'nin davalı ... ...'den birleşen dosya dava tarihi olan 18.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte alınarak davacılara verilmesinin gerektiği, davacıların söz konusu davalı yönünden fazlaya ilişkin talebinin bilirkişi ek raporu doğrultusunda reddinin gerektiği, yine asıl ve birleşen dosya davalısı konumunda olan ...'nün diğer davalı ... ...'nin davacıların hesaplarında yapmış olduğu usulsüz işlemlerde herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun bozma öncesi dosyaya alınan raporlarla olmadığı kesinleştiğinden söz konusu davalı yönünden davacıların açmış olduğu davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile davacılar tarafından davalı ...'ne karşı açılan davanın reddine, davacılar tarafından davalı ... ... aleyhine açılan davanın kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihi olan 04.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı ... ...'den alınarak davacılara verilmesine, birleşen dava yönünden ise, davanın kısmen kabulü ile davacılar tarafından davalı ...'ne karşı açılan davanın reddine, davacılar tarafından davalı ... ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 107.910,79 TL'nin dava tarihi olan 18.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı ... ...'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacılar birleşen dava dilekçesinde hesaptan çekilen ve davalı ...'un hesabına aktarılan paranın 121.325,00 TL olduğunu iddia ederek bu miktardan asıl davada talep edilen 10.000,00 TL'yi mahsup ederek kalan bakiye 111.325,00 TL'yi talep etmişlerdir. Bilirkişi raporunda, davalı ... hesabına aktarılan miktarın 121.925,00 TL olduğu belirtildiğinden bu miktardan davalı ... tarafından davacılar yararına harcanan 14.014,21 TL ve asıl davada talep edilen 10.000.- TL'nin mahsubu sonucunda birleşen davada hükmedilmesi gereken miktar 97.910,79 TL olmaktadır. Bu durumda mahkemece birleşen dava yönünden 97.910,79 TL'ye hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı ... yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı ...'a iadesine,15.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.