Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı 3. kişi ve davalı borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı alacaklı vekili, 16.04.2014 tarihinde haczedilen mallarla ilgili olarak davalı 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunulduğunu, istihkak iddiasının hukuka aykırı olduğunu, alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile yapıldığını belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi ve davalı borçlu şirket yetkilisi davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece dava konusu haciz işleminin ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı,bu durumda İİK 97/a maddesinde düzenlenen karinenin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup karinenin aksinin 3. kişi tarafından ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı 3. kişi ve davalı borçlu şirket yetkilisi temyiz etmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, dava konusu 16.04.2014 tarihinde yapılan haciz sırasında 3. kişi ... yararına istihkak iddiasında bulunan ...'in üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir.Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nun 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır.
O halde davacı alacaklının İİK 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK nun 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi ve davalı borçlu şirket yetkilisinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 14.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.