Mahkumiyet

Sanıklardan ...' in yokluğunda verilen kararın tebliğ işleminin Tebligat Kanununun 21. maddesine göre yapıldığı ancak tebligat parçasında adresten geçici veya kalıcı olarak ayrıldığına dair bir şerhin bulunmadığı, Tebligat Tüzüğünün 28. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse gösterilen adreste bulunamadığı takdirde tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlardan tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerektiği, muhatabın adreste bulunmama sebebini bu şekilde tesbit eden tebliğ memurunun, muhatap adresten 'geçici' olarak ayrılmış ise tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabili teslim edeceği ve tesellüm eden kimsenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştıracağı belirtilmekle sanığın adreste geçici olarak mı bulunmadığı yoksa adresten devamlı mı ayrıldığı tespit edilmeden yapılan tebligatın geçersiz olduğu cihetle sanık tarafından öğrenme üzerine 02.04.2013 gününde yapılan temyizin süresinde olduğu anlaşılmakla; her iki sanığın temyiz başvurularının incelenmesinde;
Sanıkların sahte yerleşim belgesi ve KKTC'den alınmış gibi görünen sahte sürücü belgesi ile ... İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvurarak sürücü belgesi çıkarttıklarının anlaşılması karşısında; koşulları bulunduğu halde 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesine dair isabetsizliğin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA, 05.04.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.