Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapılmasının yeterli olmadığı, eylemlerin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükûnunu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
İddianame ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın aşamalarda katılanın kendisine olan borcu nedeniyle mesaj gönderdiğine yönelik savunması, görüşme süreleri, mesaj içerikleri bir arada değerlendirildiğinde huzur ve sükunu bozma saikinin ne şekilde oluştuğu açıklanmadan mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
TCK'nın 123/1. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşmaya tabi olması, yargılamanın hiç bir aşamasında taraflara yöntemine uygun şekilde uzlaşma teklif edilmemiş olması karşısında, anılan maddelerde öngörüldüğü biçimde uzlaşma önerisinde bulunulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.