Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı, maliki olduğu 37 ada 72 parsel sayılı taşınmaza davalı kurum tarafından doğalgaz dağıtım pompası konulmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek elatmasının önlenmesine, dağıtım pompasının kaldırılmasına ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum, dağıtım şebekesini imar planına göre yolda kalan alana kurduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, müdahalenin keşfen sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, davalı kurum vekilince temyiz edimiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 32 ada 72 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğu, taşınmazın imar uygulaması sonucu aynı ada 91 ve 92 parsel sayılı taşınmazlar olarak davacı adına tescil edildikten sonra 91 parsel sayılı taşınmazın ifraz işlemi sonucu 1271 ada 1 ve 2 parsel, 1270 ada 1 parsel, 1272 ada 1 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, doğalgaz dağıtım pompası ve kabinin 1270 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, bu taşınmazın imar uygulaması sonucu 02.02.2010 tarihinde davacı adına tescil edildiği, davacı ile ... Belediye Başkanlığı arasında görülen ... 10.İdare Mahkemesi'nin 2009/852E – 2010/1804K sayılı davası ile imar işleminin iptaline karar verildiği, kararın derecattan geçerek 10.06.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, tapu kaydının illeti ve sebebi sayılan idari işlemin iptal edilmesi halinde, bu suretle oluşan kayıtların yolsuz tescil durumuna düşeceği, öte yandan idari işlemi iptal eden İdari Yargı kararının niteliği itibariyle önceki kayıtları kendiliğinden ihyâ etmeyeceği kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca, imar parselinin imar işleminin iptal edilmesi sebebiyle ortadan kalktığının tespit edilmesi halinde; öncelikle geri dönüşüm veya yeni bir imar uygulaması işleminin tamamlanıp tamamlanmadığının araştırılması, kadastral parsele geri dönüşüm veya yeni bir imar uygulaması işlemi tamamlanmış ise tecavüzün hangi kadastral veya imar parseli içerisinde kaldığı ve tecavüze konu bölümle ilgili davacının bir mülkiyet hakkı olup olmadığının belirlenmesi; geri dönüşüm veya yeni bir imar uygulaması işlemine başlanmış ancak tamamlanmamış ise sonucunun beklenmesi, başlanmamış ise çekişmenin çözüme kavuşturulması açısından öncelikle taraflara imar çap kayıtlarının iptali ve kadastral parselin geometrik ve hukuki durumuna çevrilmesi bakımından dava açılması için olanak tanınması, açıldığı takdirde o davanın sonucunun beklenilmesi ve imar parselinin iptal edilerek kadastral mülkiyet durumuna dönülmesi halinde tecavüzün hangi kadastral veya imar parseli içerisinde kaldığı ve tecavüze konu bölümle ilgili davacının bir mülkiyet hakkı olup olmadığının belirlenmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, hukuki dayanağı kalmayan imar kaydı üzerinden yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.

Davalı kurum vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.