İNCELENEN KARARIN;
İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanıklar ..., ... ve ... müdafilerinin ceza miktarı itibariyle yasal şartları taşımayan duruşma taleplerinin CMK'nın 299. maddesi uyarınca reddine;
I-) Sanık ... hakkında terörizmin finansmanın önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet; sanıklar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ile kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Türk hukukunda, 20.07.2016 tarihinden itibaren istinaf kanun yolu fiilen uygulanmaya başlamıştır. Buna göre artık bu tarihten itibaren İlk Derece Mahkemeleri tarafından verilen kesin olmayan nihaî kararlara karşı önce istinaf kanun yoluna başvurulacaktır. İstinaf mahkemeleri hem hüküm mahkemesi hem de denetim mahkemesi olarak faaliyet gösterecektir.
İstinaf, İlk Derece Mahkemeleri tarafından verilen kararların hem olay yönünden hem de hukuki yönden üst dereceli mahkeme tarafından denetlenmesidir. İstinaf kanun yoluna başvurulduğunda ceza davası üst dereceli İstinaf Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından ikinci kere incelenerek yerel mahkemenin kararı denetlenir.
İstinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolunun uygulanması durumunda, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulacak, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulabilecektir.
Temyiz ise, istinaf mahkemesi kararlarının hukuki denetim açısından incelenmesini amaçlayan bir kanun yoludur. Yeni kanun yolu sisteminin uygulanmaya başlaması halinde, adlî yargıda yargılamamız üç aşamalı olacaktır. Önce Mahkemede İlk Derece yargılaması yapılarak karar verilecek; ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi yapılacak; son olarak da Yargıtayda temyiz incelemesi gerçekleştirilecektir. Bu şekilde kanun koyucu; üç dereceli bir inceleme sistemi kurarak, ceza davası neticesinde verilen kararın yeterince denetlenmesi sağlanmak istenmiştir.
CMK'nın, İlk Derece yargılaması ile temyiz yargılaması arasına istinafı yerleştirerek, hem Yargıtayın içtihat mahkemesi konumunu güçlendirmeyi hem de mahkemelerin son kararlarının yalnızca hukuki sorun değil, maddi sorun açısından da sağlıklı bir şekilde denetlenmesinin yolunu açmayı öngörmüştür. Böylece istinaf kanun yolunun yürürlüğe girmesiyle, Yargıtayın gerçekten hukuki derece kanun yolunu teşkil etmesi ve maddi vakıa denetimi yapmaması amaçlanmaktadır.
Yargıtay üçüncü derece olarak yapacağı incelemede, ispat konusu olayın sübuta erdiği varsayımından hareket edecek, yerel mahkemenin vicdani kanaatine göre vardığı olay belirlemesine dokunamayacaktır. Ancak Yargıtay, mahkemenin belirlediği olayın hukuk normları karşısındaki durumu konusunda yaptığı hukuki değerlendirmeyi ve ondan çıkarttığı hukuki sonuçları denetleyecektir.
İncelenen dosya kapsamından;
Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2018 tarihli, 2017/146 Esas, 2018/196 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında terörizmin finansmanın önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet; sanıklar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma; sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ile kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık; sanıklar ..., ..., ... hakkında terörizmin finansmanın önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet ile kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından beraat hükümleri kurulduğu,
Katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf talebinde bulunması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'nin 28.03.2019 tarihli 2018/1091 Esas, 2019/547 sayılı Kararı ile anılan beraat hükümlerinin bozulmasına karar verildiği,
Bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli, 2021/143 Esas, 2021/250 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında terörizmin finansmanın önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet; sanıklar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ile kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından temyiz yolu açık olmak üzere beraat hükmü kurulduğu, katılan vekilinin temyiz talebinde bulunması üzerine dosyanın dairemize gönderildiği,
Bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında;
20.07.2016 tarihi itibariyle, istinaf mahkemelerinin uygulamaya girmesiyle birlikte artık adlî yargıda, üç aşamalı yargılama sistemine geçilmesi, yeni kanun yolu sisteminde, öncelikle ceza davasında, İlk Derece Mahkemesinde bir yargılama yapılarak karar verilmesi, ardından kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların süresi içinde kanun yollarına başvuruda bulunmaları halinde, üst dereceli İstinaf Mahkemesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından ikinci kere inceleme yapılarak, kararın hem maddi hem de hukuki yönden denetiminin yapılması, son olarak da yine süresi içerisinde kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların temyiz sebeplerini gösterir dilekçe vermeleri halinde Yargıtayca temyiz incelemesinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu aşamalardan biri, usul hukukuna uygun bir şekilde sonlandırılmadan bir sonraki aşamalara geçilemeyeceği de hukuken şüpheye yol açmayacak şekilde açıktır.
Bu nedenlerle;
Katılanlar vekilinin sanık ... hakkında terörizmin finansmanın önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet; sanıklar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ile kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak bozma istemli kanun yoluna başvurması, anılan kararların mahkemece, istinafların yürürlüğe girdiği tarih olan 20.07.2016 tarihinden sonra verilmesi ve bu hükümlerin daha önceden temyiz denetiminden geçmemesi nazara alındığında, katılan vekilinin bozma istemli taleplerinin CMK'nın 260. maddesi kapsamında Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilip bir karar verilmesi akabinde istemde bulunulması halinde temyiz isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden dosyanın iadesi için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
II-) Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin 26.01.2021 tarihli, 2019/8066 Esas, 2021/377 sayılı bozma Kararı üzerine;
1-) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Katılan ... Bakanlığının sanıklara atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği itibarıyla suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma imkanı bulunmadığından temyiz taleplerinin CMK'nın 298. maddesi gereğince REDDİNE,
2-)Sanıklar ..., ..., ...'ın silahlı terör örgütüne üye olma, sanık ...'in ise silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarından mahkumiyetlerine dair hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu görülmekle, sanık ...'in ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının dosyaya gelmesi beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; katılan vekili (kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden), sanıklar müdafiileri ile sanık ... temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, temyiz davasının esastan reddiyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle hükümlerin ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.