SUÇLAR: Özel belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ: Kısmî onama, kısmî bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2016 tarihli ve 2015/114 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 168 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62,52,53 ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve hak yoksunluklarına,
2. Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği, eylemin basit dolandırıcılık kapsamında kaldığına, özel belgede sahtecilik suçunun oluşmadığına ve kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
1. Sanığın, katılan ... adına çıkardığı GSM hattını irtibat numarası göstererek sahibinden.com internet sitesi üzerinden jant satışı ilanı verdiği, ilanı gören katılan ... ile yaptıkları telefon görüşmesinde jantların satışı konusunda 500,00 TL bedelle anlaştıkları, katılan ...'nin cebe havale yöntemiyle gönderdiği paranın ATM üzerinden sanık tarafından çekildiği, jantların gönderilmediği gibi katılan ...'nin telefonlarına da cevap vermediği, bu suretle sanığın katılan ...'ye karşı bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu ile katılan ... adına sahte GSM hattı çıkarmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık suçunu ikrar etmiş, yargılama sırasında katılan ...'nin zararının giderildiğine ilişkin tahsilat makbuzu sunmuştur.
3. Katılan ... özetle, olayın iddianamede anlatıldığı şekilde meydana geldiğini belirtmiştir.
4. Katılan ..., üzerine sahte GSM hattı çıkarıldığını beyan etmiştir.
5. İlana ilişkin kayıtlar, abonelik sözleşmesi, kamera kayıtları, ATM'den para çeken kişinin sanık olduğuna ve abonelik sözleşmesindeki imzanın katılan ...'a ait olmadığına ilişkin bilirkişi raporları, katılan ...'ye havale yapıldığına ilişkin dekont ve sair deliller dosya arasındadır.
A. Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık müdafiinin, eylemin basit dolandırıcılık kapsamında kaldığına ilişkin temyiz isteği yönünden; sanığın savunması, katılan ...'nin beyanı, ilana ilişkin kayıtlar ve tüm dosya kapsamından, sanığın, katılan ... ile hiç yüz yüze gelmeden sahibinden.com internet sitesine ilan verip bilişim sisteminden faydalanması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yedinci fıkrasında, sanğın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, infazı kısıtlayacak şekilde, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın tamamının infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş olup bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
B. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1. Sanığın, katılan ...'a ait kimlik bilgilerini kullanarak katılanın bilgisi ve rızası dışında adına GSM abonelik sözleşmesi düzenletmekten ibaret eyleminin, suç tarihinden önce 10.11.2008 tarihli ve 27050 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri karşısında, özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilerek sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda ön ödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun'a eklenen "Dava ve Cezaların ertelenmesi" başlıklı geçici 7 nci madde ile "Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir." hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
3. Kabule göre de;
a) Kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
b) 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin yedinci fıkrasında sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi gerektiğinin belirtilmesi karşısında, infazı kısıtlayacak şekilde, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın tamamının infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) alt başlığında açıklanan nedenlerle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2016 tarihli ve 2015/114 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından "5237 sayılı TCK'nun 51 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesinde ertelenen cezanın tamamen infaz kurumunda çektirilmesine," ilişkin bölümün çıkartılarak yerine, "5237 sayılı TCK'nun 51 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi halinde, ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine" cümlesinin eklenmesine suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) alt başlığında açıklanan nedenlerle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2016 tarihli ve 2015/114 Esas, 2016/4 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.
Yazı İşl.Md.Y.
Ö.Ç.