Birleşen 1997/431 Esas sayılı Davanın kabulüne, diğer davaların reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; birleşen 1997/431 Esas sayılı davanın kabulüne, diğer davaların reddine karar verilmiştir.
Hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi ... tarafından istenilmiştir.
Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.02.2023 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... vekili Av.... ve karşı taraftan Hazine vekili Av... geldiler. Duruşmaya başlanarak kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacılar ..., ... ve ..., ... Köyü 66 parsel sayılı taşınmazın davalı ... Kent Yapı Kooperatifi adına yolsuz olarak tescil edildiğini iddia ederek, tapusunun iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir.
2. Davacılar ..., ..., ... ve ..., ... köyü 65 parsel sayılı taşınmazın Nisan 307 tarihli ve 161 numaralı tapu ile 97 numaralı vergi kaydı ile önce mirasbırakanlarının daha sonra da kendilerinin mülkiyetinde olduğunu,ancak taşınmazın sahte ilmuhaber ile malik olmayan kişilerce önce ... adlı birine satıldığını, ...'nin de davalı kooperatife sattığını, bu konuda ... Ağır ceza mahkemesinin 1989/158 esas sayılı dosyasında ilgili kişilerin yargılandığını ileri sürerek yolsuz tescile dayalı tapunun iptali miras payları oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir.
3. Davacı ... ; tespit dışı bırakılan ... köyü 64 parsel sayılı taşınmazın irsen intikal ve eklemeli zamanaşımı zilyetliği ile maliki olduğunu ileri sürerek, Türk Medeni Kanunu (eski 639, yeni 713 vd. maddeleri) uyarınca adına tescili istemiyle dava açmıştır.
4. Orman idaresi, ... köyü 65 ve 66 parsel sayılı taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescilini talep etmiştir
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu gayrimenkulün tapudaki satış bedeli üzerinden harcın tamamlanmasını müvekkili kooperatifin taşınmazı davacılarla ilgisi olmayan şahıstan satın aldığını tapu sicilindeki kayda iyi niyetle itimat ederek hak iktisap eden ve kanun tarafından himaye gören kişi durumunda olduğunu Kooperatifin mağdur ederek davacıların menfaat temini için çalıştıklarını, evvelki maliklerinin müvekkilini bağlamayacağını, dava konusu yeri 1947 yılında satın aldıklarını iddia ettiklerini tapulama görmüş olması nedeniyle tapunun başkasına ait olduğunun söylenemeyeceğini davacıların herhangi bir belgelerinin mevcut olmadığının, hak düşürücü ve zaman aşımı sürelerinin geçtiğini beyan ile davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2009 tarihli ve 2003/780 Esas, 2009/467 Karar sayılı kararıyla; davacılar ..., ... ve ... ...'in, ... Köyü 66 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının, feragat nedeni ile reddine, davacılar ..., ..., ... ve ... 'ın 65 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının reddine, davacılar ... ve mirasçılarının 64 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının reddine, davacı ... yönetiminin davasının kabulüne, harita ve orman bilirkişilerinin 29.05.2009 tarihli rapor ve krokisinde; 629 parselin 629/C ile gösterilen 709 m2,630 parselin 630/D ile gösterilen 1.384 m2,631 parselin 631/E ile gösterilen 507 m2,633 parselin 633/B ile gösterilen 1.587 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin tapu kaydının iptali ile geniş orman parseli ile birlikte orman niteliği ile hazine adına tesciline, geri kalan kısmın davalı tapu malikleri üzerinde bırakılmasına, dahili davalılar ... mirasçıları tapu maliki olmadığından bu kişilere yönelik açılan davanın reddine karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar ..., ... ve arkadaşları, Orman İdaresi ve davalı ... Konut Yapı Kooperatifi temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.11.2010 tarihli ve 2010/12387Esas, 2010/13585 Karar sayılı ilamı ile; "Yapılan incelemede, dava konusu 65 ve 66 parsel sayılı taşınmazların, 19.06.1980 tarih ve 2828 yevmiye ile önce tevhit edilerek 628 numaralı parsel olduğu, 628 numaralı parselin ise 19.06.1989 tarih ve 2830 yevmiye ile ifraz edilerek, 629,630,631,632,633, numaralı parseller olduğu, davanın yargılaması sırasında davaya konu taşınmazın bulunduğu yerde yapılıp 04.08.1999 tarihinde ilan edilen orman kadastro çalışması ile, dava konusu 65 ve 66 parsel sayılı taşınmazlar, kısmen orman sınırı içine alınmış olup, ... Konut Yapı Kooperatifi'nin, Orman Yönetimini hasım göstererek açtığı orman kadastrosuna itiraz davaları, Kadastro Mahkemesinin 2000/5-51 ve 2000/4-50 sayılı kararları ile reddedilerek, 65 ve 66 parsel hakkındaki orman kadastro sınırı ... Konut Yapı Kooperatifi için kesinleştiği,uzman orman bilirkişi tarafından, ... Konut Yapı Kooperatifi için kesinleşen orman kadastrosuna dayalı olarak, yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama sonucunda, çekişmeli 65 ve 66 parsellerin önce tevhidi, daha sonra da ifrazı ile oluşan orman sınırı içindeki 629 numaralı parselin 629/C ile gösterilen 709 m2,630 parselin 630/D ile gösterilen 1384 m2,631 parselin 631/E ile gösterilen 507 m2,633 parselin 633/B ile gösterilen 1.587 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin orman sınırı içinde kaldığı saptandığına göre,temyiz itirazlarının reddi gerektiği,
... Doğan mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin 64 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazları yönünden: ... 64 numaralı parselin sadece kendi adına tescilini istediği, dava konusu ... köyü, 64 parsel sayılı taşınmazın, 1955 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında tarla niteliğinde, ... oğlu ... ve ... ve torunu ... adına tespit edildiği, Orman yönetimi, Hazine ve üçüncü kişilerin itirazı üzerine, ... Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 09.06.1960 tarihli ve 1956/558 Esas, 1959/167 Karar sayılı kararı ile tamamının orman olduğu kabul edilerek o günkü yasal düzenleme gereğince tespit dışı bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bu hüküm gereğince kesinleşmiş mahkeme kararı ile orman olduğu saptanan taşınmazın, orman kadastrosu yapıldığı sırada orman olarak sınırlandırılması zorunlu olduğu halde, yörede yapılan orman kadastrosunda bir kısmı orman sınırı dışında bırakılmış ise de, bu olgunun kesinleşen mahkeme kararı ile orman olduğu belirlenen taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği, ... Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 09.06.1960 tarihli ve 1956/558 Esas, 1959/167 Karar sayılı kararının davalı gerçek kişi yönünden 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237 nci maddesi gereğince kesin hüküm oluşturacağı, Anayasa'nın 169 uncu maddesinde belirtildiği gibi ormanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceği, 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi hükmüne göre, davaya konu taşınmazın (herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman sınırı içine alınabileceğinden), hükmen orman olması nedeniyle yeniden yapılacak orman kadastrosunda orman sınırı içine alınabileceği, Orman Yönetimi yada Hazine tarafından dava konusu taşınmazın her zaman orman olarak tescilinin mahkemeden de dava yoluyla istenebileceği, bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığı anlaşıldığından, ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 64 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerektiği,
Davacılar ... ve arkadaşları vekilinin 65 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları bakımından ise; 11.02.1988 tarihinde tapunun gerçek maliki olmayan kişilerin mirasçılarından satın alan emlakçı ...'nin 1 inci el olduğu, dava konusu taşınmazı 03.05.1989 tarihinde ondan satın alan davalı kooperatifin ise 2 nci el olduğu, ...'nin kötüniyetli olmasının, 2 nci el olarak satın alan davalı kooperatifin de kötüniyetli olmasını gerektirmediği, kooperatifin iyiniyetle ve tapuya güvenerek taşınmazı satın aldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmişse de, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, temyize konu 65 parsel sayılı taşınmazın, öncesinde, 63,64,65,66 parselleri bir bütün olarak kapsayan 1307 tarihli tapu maliklerinin mirasçılarının zilyetliğinde olduğu ve bu zilyetliklerinin tapunun davalı kooperatife intikal ettiği güne kadar devam ettiğinin tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, tapudaki hileli olarak yapılan devir işlemi nedeniyle, resmi evrakta sahtekarlık suçundan ... ve ...'ın ... Ağır Ceza Mahkemesinin 1989/158 Esas, 1992/61 Karar sayılı ceza davasında mahkumiyetlerine yeterli delil bulunamadığından beraatlerine karar verildiği ve kesinleştiği, ne var ki; taşınmazı emlakçı ...'ye satan ... kızı ..., ... kızı ... ve ... oğlu ... isimli kişiler, gerek ceza dava dosyasında, gerekse temyize konu dosyada verdikleri beyanlarında, ... köyünde, davaya konu böyle bir taşınmazlarının olup olmadığını bilmediklerini ve bu taşınmazlara hiçbir zaman zilyet olmadıklarını söyledikleri, 65 parsel sayılı taşınmazın 11.12.1988 tarihinde tapu kaydındaki maliklerinin isimlerinin ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... olarak tashih edildikten sonra,yine aynı tarihte verasete iştirak halinde ... kızı ..., ... kızı ... ve ... oğlu ... adlarına tescil edilmesine esas alınan ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1987/1114-1131,1987/1113-1130,1987/1115-1132 sayılı mirasçılık belgelerini ... kızı ... adına dava açarak alan Avukat ...'ün 12.12.1996 tarihine kadar ... Konut Yapı Kooperatifi'nin de avukatlığını yürüttüğü ve o tarihte avukatlıktan istifa ettiği gözlenmiş olup, davaya konu taşınmazın ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından satın alındığı 3.5.1989 tarihinden önce, hileli intikali sağlayan veraset ilamlarının alınması sırasında kooperatifin de avukatlığını yapan Avukat ...'ün görev almasının, o tarihte dahi kooperatifin hileli intikalden haberdar olduğunu gösterebileceği düşünülerek, mahkemece kooperatifin hangi tarihte kurulduğu, davaya konu parselin tapuda intikaline ilk olarak sağlayan 11.02.1988 tarihli işlemden önceki tarih ve sonraki tarihlerde kooperatif üyelerinin ve yöneticilerinin kim olduğu araştırılarak, üyeler ve yöneticiler arasında çekişmeli taşınmazı hileli işlemle satan ... kızı ..., ... kızı ... ve ... oğlu ... ile satış işlemini vekaleten yürüten ..., satın alan ..., Avukat ..., muhtarlık ilmühaberini veren ... ile birinci derece yakınlarının kooperatif üyesi olup olmadıkları araştırıldıktan sonra, ikinci el durumundaki kooperatifin iyiniyetli olup olmadığı anlaşılabilecektir. ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... oğlu ... olarak tashih edildikten sonra, yine aynı tarihte verasete iştirak halinde ... kızı ..., ... kızı ... ve ... oğlu ... adlarına tescil edilmesine esas alınan ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1987/1114-1131,1987/1113-1130,1987/1115-1132 sayılı mirasçılık belgelerini ... Kızı ... adına dava açarak alan Avukat ...'ün 12.12.1996 tarihine kadar ... Konut Yapı Kooperatifi'nin de avukatlığını yürüttüğü ve o tarihte avukatlıktan istifa ettiği gözlenmiş olup, davaya konu taşınmazın ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından satın alındığı 03.05.1989 tarihinden önce, hileli intikali sağlayan veraset ilamlarının alınması sırasında kooperatifin de avukatlığını yapan avukat ...'ün görev almasının, o tarihte dahi kooperatifin hileli intikalden haberdar olduğunu gösterebileceği düşünülerek, mahkemece kooperatifin hangi tarihte kurulduğu, davaya konu parselin tapuda intikaline ilk olarak sağlayan 11.02.1988 tarihli işlemden önceki tarih ve sonraki tarihlerde kooperatif üyelerinin ve yöneticilerinin kim olduğu araştırılarak, üyeler ve yöneticiler arasında çekişmeli taşınmazı hileli işlemle satan ... kızı ..., ... kızı ... ve ... oğlu ... ile satış işlemini vekaleten yürüten ..., satın alan ..., Avukat ..., muhtarlık ilmühaberini veren ... ile birinci derece yakınlarının kooperatif üyesi olup olmadıkları araştırıldıktan sonra, ikinci el durumundaki kooperatifin iyiniyetli olup olmadığının araştırılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı,
Orman Yönetiminin temyiz itirazları bakımından ise; Orman Yönetiminin 10.07.1997 tarihli dilekçe ile, davaya konu 66 parselle tevhit edilmiş olan 65 parselin tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kayıt maliki kooperatif aleyhine tapu iptali ve tescili istemiyle 1997/431 sayılı dosyasında dava açtığı davanın asıl dava ile birleştirildiği, davanın devamı sırasında yöredeki ormanların kadastrosu yapılmak üzere, 06.08.1998 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastro komisyonunun göreve başladığı, 66 ve 65 parselleri kısmen orman sınırı içine aldığı, kısmen de orman sınırı dışında bıraktığı, orman kadastrosunun yargılamanın devamı sırasında 04.08.1999 tarihinde ilana çıkarıldığı, Davaya konu 65 ve 66 parsellerin orman sınırı içine alınan bölümleri hakkında 6 aylık itiraz süresi içinde ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından kadastro Mahkemesinde açılan orman kadastrosuna itiraz davaları reddedilerek kesinleşmiş ise de, aynı parsellerin orman sınırı dışında kalan ancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/431 sayılı dosyasında dava konusu olan bölümleri hakkında orman kadastrosu kesinleşmediği, yani orman kadastrosunun 04.08.1999 tarihinde ilana çıkarılmadan önce 65 ve 66 parseller hakkında, Orman Yönetimi tarafından orman iddiasıyla tapu iptali davası açılmış olduğuna göre, anılan davanın aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza dönüştüğü, 6831 sayılı Kanun'un 11/1 inci maddesi ve 3402 sayılı Kanuna göre orman kadastrosuna itiraz davasına bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu, o halde, mahkemece, Orman Yönetiminin 66 ve 65 parseller hakkında açtığı 1997/31 sayılı tapu iptal ve tescili davası yönünden, tapu iptali ve tescile ilişkin dava elde tutulup, orman kadastrosu sırasında orman sınırı dışında bırakılan bölümler hakkındaki orman kadastrosuna itiraza dönüşen dava tefrik edildikten sonra, görevsizlik kararı verilmesi ve dosyası kadastro mahkemesine aktarılmalı, kadastro mahkemesince orman kadastro sınırı dışında kalan bölümler yönünden gerekli orman incelemesi yöntemince yapılıp ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi, kararın kesinleşmesinden sonra, Orman Yönetiminin, tapu iptali ve tescil davasının esasının incelenmesi gerektiği, işin esası incelenirken 65 ve 66 parselin ilk çap sınırına göre,ifraz işleminden sonra oluşan, ifraz parselleri ile yol ve park olarak bırakılan yer olup da orman olduğu saptanan bölümlerin tümü bir bütün halinde büyük orman parseli ile birlikte orman olarak Hazine adına tescil edilmesi" gereğine değinilerek ... Konut Yapı Kooperatifi vekilinin davaya konu ... Köyü 65 ve 66 parsellerin önce tevhidi, daha sonra da ifrazı ile oluşan orman sınırı içindeki 629 numaralı parselin 629/C ile gösterilen 709 m2,630 parselin 630/D ile gösterilen 1.384 m2,631 parselin 631/E ile gösterilen 50/7 m2,633 parselin 633/B ile gösterilen 1.587 m2 yüzölçümündeki bölümlere yönelik temyiz itirazlarının reddine, davacı ... doğan mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin davaya konu ... 64 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin davaya konu ... 65 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, davacı ... Yönetimi vekilinin davaya konu ... 65 ve 66 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Orman İdaresinin davasının kabulüne diğer davaların reddine, ... ilçesi, ..., 65 ve 66 parsellere ilişkin davanın kabulüne, (65 parsel ile tevhit sonucu 628 parsel, ifraz sonucu 629,630,631,632 ve 633 parsel) 65 ve 66 parsellere ilişkin tapu kaydının iptali ile ifraz işleminden sonra oluşan ifraz parselleri yol ve park olarak bırakılan yerlerin tümünün bir bütün halinde büyük orman parseli ile birlikte orman olarak Hazine adına tesciline, 29.05.2009 tarihli fen raporunun ekli krokilerinin kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar ... ve arkadaşları ile davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçesinde; bozma ilamında belirtildiği gibi taşınmaza ait ilmühaber ile adlarına tescil ettiren Yıldız ailesinin taşınmazın gerçek maliki olmadığını, taşınmazı satın alan kooperatifin iyniyetli olup olmadığının önem taşıdığını.mahkemece Kaymakamlıktan alının men'i müdahale kararının dikkate alınmadığını, Kooperatifin hiçbir zaman iyiniyetli olmadığını belirterk hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece bozma ilamına uyularak orman kadastrosuna itiraz yönünden tefrik kararı verildiğini, kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucu dava konusu 65 ve 66 parsellerin orman sınırları dışında kalan kısımlar yönünden davanın reddedildiğini ve kararın onanmak sureti ile kesinleştiğini, buna rağmen yerel mahkeme tüm bu hususları dikkate almaksızın taşınmazların tamamının orman vasfı ile tesciline karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesi
1. Davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bakımından;
4721 sayılı Kanun'un 640 ıncı maddesi uyarınca miras şirketine mümessil tayini talebinin amacı, miras ortaklığının tüzel kişiliğinin bulunmamasına, mirasçının miras ortaklığındaki hakkının miras payı üzerinde bir hak olmayıp mirasçının iştirak halinde tereke mamelekinin bütünü üzerinde bir hak oluşturmasına ve mirasçıların birlikte hareket etmelerinin güçlüğünü önlemeye dayalıdır.
Tereke temsilcisinin görevi, miras ortaklığını (şirketi) temsil etmek ve terekeyi idare edip, gereken davaları açmak, husumet kabul etmektir. Aynı zamanda, tereke temsilcisi mirasçılara karşı vekalet hükümlerine göre sorumludur. Terekeye temsilci atandıktan sonra, davayı takip yetkisi tamamen temsilciye geçer. Bir başka söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve buna bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer.
Somut olayda, bozma ilamı doğrultusunda, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/4 tereke sayılı dosyası ile kök muris ... Doğan terekesini temsil etmek üzere ...'ın tereke temsilcisi olarak atanmasına karar verildiği, bu kararın 10.09.2018 tarihinde kesinleştiği ve yargılamanın tereke temsilcisi ...’ın vekil olarak atadığı Av....'in takibiyle devam ettiği, 16.06.2020 tarihli mahkeme kararının tereke temsilcisi ve diğer bir kısım mirasçılar vekili Av....'e 21.10.2021 usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ancak tereke temsilci ...'ın 23.06.2020 tarihli dilekçesi ile vekilini azletmesi nedeni ile gerekçeli kararın tereke temsilcisi ...'a 23.09.2020 tarihinde bizzat yapıldığı, kararın tereke temsilci tarafından temyiz edilmediği, diğer mirasçılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmişse de, temyiz edenler arasında ...'ın bulunmadığı, aynı vekil tarafından daha sonra sunulan temyize cevap dilekçesi ve ek dilekçede ... temyiz edenler arasına yazılmışsa da; ...'ın vekilini azletmiş olması nedeni ile o tarihte avukata verdiği geçerli bir vekaletnamesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Terekeye temsilci atanmış iken davada sıfatı kalmayan mirasçılar tarafından yapılan temyiz itirazının dinlenmesine olanak bulunmadığından ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir
2. Davalı ... Konut Yapı Kooperatifi'nin temyiz itirazları bakımından;
Mahkemece dava konusu 65 ve 66 parsel sayılı taşınmazların tamamı yönünden tapularının iptali ile orman vasfı ile hazine adına tesciline karar verilmişse de; bozma ilamında belirtildiği şekilde orman kadastrosuna itiraz davasının tefrik edildikten sonra görevsizlik kararı verildiği, Kadastro Mahkemesinin 2013/82 Esas, 2014/39 Karar sayılı ilamı ile orman kadastrosuna itiraz davasının reddedildiği ve hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği,dolayısı ile dava konusu 65 ve 66 parsellerin orman kadastrosu sınırları dışında kalan kısımları bakımından orman tahdidine itiraz davasının kesinleştiği dikkate alınarak bu kısımlar açısından orman idaresinin davasının reddine, çekişmeli 65 ve 66 parsellerin önce tevhidi,daha sonra da ifrazı ile oluşan orman sınırı içindeki 629 numaralı parselin 629/C ile gösterilen 709 m2,630 parselin 630/D ile gösterilen 1.384 m2,631 parselin 631/E ile gösterilen 50/7 m2,633 parselin 633/B ile gösterilen 1.587 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin orman sınırı içinde kaldığından taşınmazların bu kısımları ile bu kısımlar arasında kalan yol ve park olarak bırakılan yerlerin bir bütün şeklinde orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken orman sınırları dışında kalan kısımlarını da kapsayacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
1. Yukarıda (V.C.3.1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçelerinin REDDİNE
2. Yukarıda (V.C.3.2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle ... Konut Yapı Kooperatifi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacı ... idaresinden alınarak davalı ... Konut Yapı Kooperatifi'ne verilmesine,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.