Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... aleyhine takip başlatıldığını, takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazlarını mal kaçırma amacı ile 22.08.2016 tarihinde davalı ...'a devrettiğini belirterek; bu tasarrufun iptali ile, sözü edilen taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin borçludan hayvan satışı nedeni ile alacaklı olduğunu, dava konusu taşınmazları borca mahsuben aldıklarını, beyan ederek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu, davalı borçlu ile üçüncü kişiler arasında tanışıklık olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde,alınan bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarının da gerçeği yansıtmadığını, mahkemenin de buna göre hatalı hüküm kurduğunu, müvekkilinin keşif esnasında taşınmazın bütün sınırlarını gösterdiği halde Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararında taşınmazı hiç görmediği şeklindeki gerekçenin hiçbir hukuki geçerliliği bulunmadığını, taşınmazların kıraç ve getirisi olmayan taşınmazlar vasfında olduğunu, bilirkişi raporlarında takdir edilen değerlerin fahiş hesaplandığını beyanla yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep ederek kararın kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden somut olayda davalı borçlunun davalı 3.kişi konumunda bulunan ...’ye aynı gün içinde 8 adet taşınmazını devretmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi satışı yapılan dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedeli ile gerçek bedeli arasında da İİK 278/3-2 madde kapsamında misli fark bulunduğu, davalı borçlu ile davalı ...’nin komşu-yakın-köylerden olup canlı hayvan alım satımı ile uğraştıkları, aralarında ticari ilişki bulunduğu ayrıca taşınmazların bir borca karşılık mutad dışı (İİK 279/2) ödeme suretiyle gerçekleştirildiği,davalı ...’nin dava konusu ipotekli taşınmazlara yönelik toplam 39.000,00 TL ödeme de yaptığı hususu birlikte gözetildiğinde davalı 3. kişi Hadi’nin davalı borçlunun mali durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu hususunun kanıtlanmış olmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği" gerekçesi ile başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... vekili İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.