İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.
Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, 04.06.2014 tarihinde müşteki sıfatı ile Antalya 2. Çocuk Mahkemesinde beyanı alınan sanığın " polis gelerek benim verdiğim çek’in bir hırsızlık olayında kullanıldığını söyleyince başımın belaya gireceğini düşünerek bende bahsettiğim çek’in çalındığını söyledim. Korktuğum için bu şekilde beyanda bulundum" şeklinde beyanı ve kimler hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılacağını da bilmesi ve mağdurlar hakkında hırsızlık suçundan açılan davada suçu işlemedikleri gerekçesiyle beraat kararları verilmesi karşısında; sanığın eyleminin, yasal unsurları itibariyle TCK.nın 267/1 ve 43/2. maddelerinde düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine yazılı şekilde sanığın sonradan cezadan kurtulmaya yönelik olarak aslında bir arabam daha vardı o çalınmıştı o çalınanı müştekilere vermediği şeklindeki beyanına itibar edilerek yeterli delil elde edilemediğinden bahisle beraat kararı verilmesi;
Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.