İNCELENEN KARARIN;

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2019 tarihli ve 2017/346 Esas, 2018/310 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 04.03.2019 tarihli ve 2018/847 Esas, 2019/281 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 17.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafinin temyiz istemi, sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığına, eksik inceleme ve araştırma sonucunda mahkumiyet hükümü kurulduğuna, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulduğuna, somut hiçbir delil bulunmadığına, hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet hükümü kurulduğuna, sanığın Bank Asyadaki hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğuna, gerçeği yansıtmayan tanık beyanları esas alınarak mahkumiyet hükmü kurulduğuna, tanıkların sanık hakkındaki beyanlarının ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna, sanığın üzerine atılı suçtan dolayı hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak mahkumiyet kararı verilmiş olmasına ve sair sebeplere ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında bir kısım tanık beyanlarında sanığın sohbet faaliyetlerine katıldığı hususu geçmiş ise de, bu beyanların doğrudan bilgi ve görgüye dayalı olmadığı, dosyada bu yönde başkaca bir somut delil delil bulunmadığı görülmüştür. Sanığın Bank ... nezdinde 2008 yılında açılmış hesabında 31.12.2013 tarihi itibariyle para mevcut değil iken 25.02.2014 tarihinde bu hesaba 1.100,00 TL yatırması eylemi olağan bir bankacılık faaliyeti olarak değil, örgüt talimatı ile gerçekleştirilmiş bir eylem olduğu değerlendirilmiştir.Söz konusu örgütün, kaynağını ve yetkisini Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasasından alan yürütme organına karşı faaliyet ve tutumlarının açığa çıkması, bununla birlikte örgütün devletin Anayasal düzenini ortadan kaldırma, devleti ele geçirme gayri meşru amaç ve niyetinin deşifre olmasından sonra başlayıp örgüt tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimine kadar devam eden süreçte; tanık C. Y.'nin "...17/25 Aralık olaylarından bir kaç ... sonra bir konuşmasında bize "yakında tepenize bineceğiz, hükümeti de alacığız, çoğuğu gitti azı kaldı" dedi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı kastederek " bu sefer ucuz kurtuldu, kellesinin alınması lazım onun, ona oy vereceğinize gidin HDP ye verin dedi.. " yönündeki beyanı, tanık H. S.'nin "..17 Haziran 2015 seçimlerinden sonra, İmam M. G. vaazlarında camide siyasete değinerek hükümet üyelerini hırsızlıkla itham etti....dedi."Sen vaazlarında gemicik memicik gibi şeylerden bahsedersen cemaat de bundan rahatsız olur dedim." yönündeki beyanı, tanık Z. K.'nın"...Yakında tepenize bineceğiz, bakalım siz mi biz mi kazanacağız." dedi. Ben o zaman neyi kastettiğini anlayamadım. Darbe gecesi de her yerde sela okunuyordu. ... camide okunmadı. Ben de telefonla kendisini aradım, "Neden sela okumuyorsun?" dedim. O da "Köprüleri kestiler ya." dedi. Ben de "Neden kestiler?" diye sordum. O da "Sen anlarsın." dedi. Soruşturma ifademde ben kendisini arayarak "Bu selalar neden okunuyor." dedim. Kendisi ramazanda tartıştığımızda bana "Yakında darbe olacak." dedi. Ben de şaka yaptığını düşündüm."yönündeki beyanı, tanık G. Y.'nin "...Ak Partinin karşısında en güçlü parti kimse ona oy verin derdi..." yönündeki beyanı, tanık S. Ç.'nin"...Biz bir iki seneye kadar Dünya'ya hakim olacağız, sen ne biliyorsun." dedi. Aramızda geçen bu tartışma darbeden yakın bir zaman önce oldu.." yönündeki beyanı, tanık A. Y.'nin "M. G. benimle FETÖ yü savunur tarzda tartışmalara girmişti, bu tartışmalarda "Tayyipciğimi göreceğim, bu daha bir şey değil bir kaç yıl sonra görürsünüz," gibi söylemlerde bulundu, 17-25 Aralıktan sonra bu konuşmayı yaptı." yönündeki beyanları ile sabit söylemlerinin sempati düzeyinde, siyasi eleştiri kapsamında değerlendirilebilecek söylemler olmadığı,aynı zamanda bir din hizmetleri görevlisi olan sanığın cami içinde ve cami dışında açıkça kamu görevlisinin tarafsızlığını aşacak şekilde tutum sergilediği, cami cemaati ve çevresi ile bu konularda münakaşalara girmekten çekinmediği, sanığın kişisel konumu nedeni ile bu tumunun alalede bir siyasi tavır olarak değerlendirilemeyeceği, bu tutumunun örgütün ideolojisini benimsediği, örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda faaliyette bulunduğu, yine sanığın söz konusu söylemlerde bulunurken ki özgüveni ve rahatlığı, örgütün 17/25 Aralık sonrası ve yine 15 Temmuz 2016 öncesi hükümeti devirme konusunda özgüvenini yansıttığı şeklinde değerlendirilmiş, sanığın örgütle organik bağ kurmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği yönünde hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
c) BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilir.
Somut olayda, toplanan deliller, sanık savunması, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın tanıklara söylemiş olduğu ifadelerin sempati düzeyini aşarak silahlı terör örgütü üyeliği suçunu oluşturacak çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilikte olmaması nedeniyle sanığın örgüt üyeliği suçunu işlediği sabit olmadığı, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair her türlü şüpheden uzak delil bulunmayan; ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgüt ile irtibatlı Bank ... isimli bankada hesap açtırarak hesabına para yatıran sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmaktadır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 04.03.2019 tarihli ve 2018/847 Esas, 2019/281 sayılı Kararında 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Trabzon 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.