Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- İİK'nın 333/a maddesinden kurulan hükme yönelik incelemede;
İİK'nın 333/a maddesinde yazılı suçun oluşumu için takibin kesinleştiği tarih itibariyle borçlu şirketin borcu ödeme gücüne sahip olması ve şirketi hukuken ya da fiilen yönetim yetkisine sahip olan sanığın alacaklıyı zarara uğratmak kastiyle şirket borcunu kısmen veya ödememesi gerekmekte olup, şikayetçi vekilinin aynı dilekçe ile sanık hakkında, borçlu şirketin malvarlığının borcu karşılamaya yetmediği, malı bulunmadığı halde şirketin iflasını istemediği ileri sürülerek İİK'nın 345/a maddesinden dolayı da cezalandırılması isteminde bulunduğu dikkate alındığında, şikayetçi vekilinin şirketin borcu ödeme gücünün olmadığını bildiğinin kabulünün gerekmesi karşısında,
Eyleme ve yükletilen suça yönelik şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2- İİK'nın 345/a maddesinden kurulan hükme yönelik incelemede;
İİK'nın 345/a maddesindeki iflasını istememek suçunun oluşabilmesi için, aynı Kanun'un 179 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesinde öngörülen koşullarda şikayet tarihi itibariyle şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği cihetle; banka kayıtları getirtilmeden, şirket aktifinde yer alan varlık ve alacakların mevcudiyeti gerektiğinde keşif yapılmak suretiyle fiilen de tespit edilmeden, Vergi Dairesine verilen bilançolar ve banka kayıtlarıyla, defter ve belgeleri karşılaştırmayan, icra takibine konu olan borçlar ile resmi kurumlara olan borçlar da tespit edilip hesaba dahil edilmeden ve şikayet tarihindeki durumu belirtmeyen yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine 13/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.