İNCELENEN KARARIN;

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2018 tarihli ve 2018/134 Esas, 2018/334 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58'inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 5 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2018/4313 Esas, 2019/139 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 13.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafinin temyiz istemi, sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığına, eksik inceleme ve araştırma sonucunda mahkumiyet hükümü kurulduğuna, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulduğuna, somut hiçbir delil bulunmadığına, hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet hükümü kurulduğuna, sanığın Bank Asyadaki hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğuna, gerçeği yansıtmayan tanık beyanları esas alınarak mahkumiyet hükmü kurulduğuna, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının çelişkili olduğuna, sanığın üzerine atılı suçtan dolayı hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken usul ve kanuna aykırı olarak mahkumiyet kararı verilmiş olmasına ve sair sebeplere ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın TRT İzmir Bölge Müdürlüğünde mühendis olarak görev yapmakta iken 672 sayılı KHK ile ihraç olduğu, yukarıda açıklandığı üzere örgüt liderinin talimatı ile örgütün finansal kuruluşu olan Bank Asyanın ekonomik krize girmesine bankadan mevduat çıkışları olmasına rağmen sanığın başka bankalardaki hesaplarından para havale ederek dahi Banka'ya mevduat girişi olmasını sağladığı, Bank ... hesabından örgüte ait Kimse Yok mu Derneğine 200 Dolar bağışta bulunduğu, her biri KHK ile kapatılan örgüt ile iltisak ve irtibatlı İzmir Teknik Elemanlar Derneğinde Yönetim Kurulu Yedek Üyeliği ve denetim kurulu yedek üyeliği, Batı Anadolu Teknik Elemanlar Federasyonunda yönetim kurulu asıl üyeliği, Ufuk Basın Yayın Ve İletişim Hizmetleri Kamu Görevlileri Sendikasında disiplin kurulu asıl üyeliği görevlerinde bulunduğu, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E, 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3 Esas 2017/3 sayılı İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği kararında açıklandığı üzere; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bu bakımdan kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olan ByLock iletişim sistemine örgüt talimatı ile dahil olduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla bu ağı kullandığı, buna göre sanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığı anlaşılmakla FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı ve amacı dikkate alındığında sadece örgüt üyeleri tarafından gerçekleştirilebilen faaliyetlerde bulunan sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına itibar edilmeyerek atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinde, Türk Ceza Kanununun 61 ve 3/1 inci maddeleri gözetilerek sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün sadakatinden emin olunan bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock iletişim sistemine örgüt talimatı ile dahil olarak ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla bu ağı kullanıyor olması, bu nedenle örgüt içerisindeki etkinliğinin bu sistemi kullanmayanlara nazaran fazla olması, örgüt ile irtibat ve iltisaklı dernek, federasyon ve sendikalarda yöneticilik yapması, Bank ... hesap hareketleri, dikkate alındığında sanığın faaliyetlerinin çeşitliliği karşısında suçun işleniş şekli ve sanığın amaç ve saiki kastın yoğunluğu, mensubu olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ülke ve dünya çapında gerçekleştirdiği örgütlenme itibariyle ortaya koyduğu tehlikenin ağırlığı hususları göz önüne alınarak takdiren asgari hadden uzaklaşılarak hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, duruşma açılarak İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

1-Bank ... hesabındaki rutin bankacılık faaliyetlerinin müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarakkabul edilemeyeceği anlaşılmakla bu husus değerlendirme dışı bırakılarakılarak sonuca etkili görülmemiştir.

2-Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, sanığın her biri KHK ile kapatılan örgüt ile iltisak ve irtibatlı İzmir Teknik Elemanlar Derneğinde Yönetim Kurulu Yedek Üyeliği ve denetim kurulu yedek üyeliği, Batı Anadolu Teknik Elemanlar Federasyonunda yönetim kurulu asıl üyeliği, Ufuk Basın Yayın Ve İletişim Hizmetleri Kamu Görevlileri Sendikasında disiplin kurulu asıl üyeliği görevlerinde bulunduğu, 360075 ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme tutanağı içeriğine göre, ByLock kullanıcı adının "68cyavas" ibarelerinden oluştuğu, sayıların sanığın doğum tarihi, isminin baş harfi ve soy ismi ile uyumlu olduğu, ekleyen kişinin ''ctnyvs'' olarak eklediği, sanığın ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullandığı anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış olup hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2018/4313 Esas, 2019/139 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.