Taraflar arasında görülen davada Reyhanlı Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/10/2010 tarih ve 2009/370-2010/323 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının dava dışı ... ile müvekkili arasındaki kredi kartı üyelik sözleşmesini üye fiilini taahhüt eden sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe kısmen itiraz ettiğini ileri sürerek, 2.799 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmede garantör olduğu belirtilmişse de müvekkilinin sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzaladığını, bu nedenle kredi limiti olarak belirlenen 300 TL'den sorumlu olduğu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hiçbir menfaati olmayan, ticari bir kaygı gütmeyen, sadece dostane ilişkiler ile tüketime yönelik banka kredi kartı kullanılmasına imkan tanımak için verilen teminatın garanti beyanı adı altında olsa bile kefalet amacıyla verildiği, kefilin sorumluluğunun sözleşmedeki limit ve kendi temerrüdünün sonuçlarından ibaret olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.