Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, dava konusu 352 ada 26 parsel sayılı taşınmazın tarafların murisi, ...’a ait olduğunu, 22.10.2011 tarihinde vefat ettiğini, müşterek malik olunan taşınmazın davacının annesi olan davalının kullanımında olduğunu, şifahi ve daha sonra ise ihtar ile ecrimisil talebinde bulunduğunu, davalı aleyhine diğer paydaşlar tarafından açılan ve kesinleşen ecrimisil davalarında da taşınmazın tamamının aylık getirisinin 2000 TL olarak belirlendiğini, bu nedenlerle Kasım ve Aralık 2011 ve 2012-2013 yılları toplam 26 ay için davacı hisesine düşen aylık 250 TL den toplam 6500 TL için takip başlatıldığını, davalının haksız takibe itirazı nedeniyle itirazın iptali ile takibin devamını, alacağın %100'ü oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; daireden herkesin istifade ettiğini, dava konusu taşınmazda ikamet etmediğini, takip talebinin hangi tarihlere ilişkin olduğunun belli olmadığını, takip talebindeki ecrimisil toplam tutarının neye göre hesaplandığının belli olmadığını, hukuka uygun bir icra takibi olmadığından davanın reddi ile %100 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece;davanın kısmen kabul kısmen reddine, taleple bağlı kalınarak davalının ... 7. İcra Müdürlüğünün 2014/35629 Esas sayılı dosyasında takibe yaptığı itirazın iptaline icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

elbirliği mülkiyetinde olan taşınmaz için ecrimisil alacağına ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; Kasım ve Aralık 2011 ile 2012 ve 2013 yıllarının tamamına ilişkin olarak 26 aylık toplam 6500 TL lik ecrimisil miktarı için ilamsız takip başlatmıştır. Davalının itiraz etmesi üzerine iş bu dava açılmış olup davacı vekili 15.09.2015 tarihli celsede diğer mirasçılar tarafından davalı aleyhine açılmış ve kesinleşmiş ecrimisil davaları olduğunu bu nedenle dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmiştir. Bunun üzerine mahkemece keşfe gidilmeksizin dosya inşaat bilirkişisine tevdi edilmek suretiyle rapor alınmış olup davacının dayanağı olan diğer paydaşlar tarafından açılan ecrimisile ilişkin davalardaki raporlar da dikkate alınmak suretiyle talepte Kasım 2011 denildiğinden 01.11.2011 tarihi ile takip talebinin tarihi olan 16.12.2014 tarihi arası için ÜFE endeksinden aşağı olmamak üzere taşınmazın tamamının Kasım 2011 için aylık getirisi 2000 TL kabul edilerek davacının payı oranında 10894,82 TL lik bir hesaplama yapılmıştır. Mahkemece verilen hükümde taleple bağlı kalınmış ve bu şekilde itirazın iptaline karar verilmişse de davacının dava dilekçesinde dayanak yaptığı baba bir anne ayrı diğer paydaşlar tarafından davalı anne aleyhine açılmış ve kesinleşmiş ecrimisil alacağına ilişkin yapılan itirazın iptali davalarında talepler Kasım -Aralık 2011 ve Ocak Şubat ve Mart 2012 tarih aralığını kapsamakta olup davacının talebi ise az yukarıda da belirtildiği üzere Kasım ve Aralık 2011 ile 2012- 2013 yıllarının ise tamamına ilişkindir. Davalının Kasım-Aralık 2011 ve Ocak-Şubat ve Mart 2012 aylarında dava konusu taşınmazı kullandığı diğer mahkeme kararları ile sabit ve kesinleşmişse de davacının talep ettiği Nisan 2012 den başlayarak 2013 yılının tamamını da kapsayan süre boyunca taşınmazı kullanıp kullanmadığı dosya kapsamından anlaşılmamaktadır. Mahkemece bu tarih aralığında kullanımın devam edip etmediğine ilişkin ise herhangi bir araştırma yapılmamıştır. O halde Mahkemece, ispat yükü davacıda olduğundan ve davacı da dava dilekçesinde tanık deliline dayandığından davacının tanıkları dinlenerek Nisan 2012 ve 2013 yılının tamamı süresince davalının taşınmazda kullanımı olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle ve eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.