SAYISI: 2014/393 Esas, 2015/68 Karar
SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.03.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/68 Karar sayılı kararı ile her iki sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1'er yıl 8'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve aynı Kanun'un, 35 inci, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10'ar ay hapis ve 1.000'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Sanık ...'ın temyizi; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık ... ve müdafiinin temyizi; sanık açısından suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, sanığın suça konu senedin sahte olduğunu bilmediği, katılanın, sanığa borçlu olduğuna dair verdiği dilekçenin hükme esas alınmadığı, kovuşturma aşamasında yeniden bilirkişi raporu alınmadan mahkumiyet hükmü kurulduğuna ilişkindir.
1. Katılan ... verdiği şikayet dilekçesinde, sanık ...'dan araba kiraladığını bu nedenle imzalı olarak boş teminat senedi verdiğini, borcunu ödeyerek sanık ...'dan senedi geri aldığını, ancak sanık ... tarafından 50.000 TL bedelli ve kendisinin borçlu olarak gösterildiği sahte bir senet düzenlenerek hakkında icra takibi yapıldığı, sanık ...'e bir borcunun bulunmadığını beyan ettiği olayda, her iki sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davaları açılmıştır.
2. Adil tıp uzmanı bilirkişiden alınan 04.11.2014 tarihli raporda; suça konu bono üzerindeki, düzenleme ve vade tarihleri ile meblağı gösteren rakamlar ve alacaklı ismindeki harflerin sanık ...'nun, borçlu (ödeyecek) kısmındaki borçlu isim ve adresi ile TC numarasındaki harf ve rakamların sanık ...'ın eli ürünü olduğu, borçlu imzalarının sanıkların ve katılan ...'in eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
3. Sanık ... savunmasında; arkadaşı olan katılan ...'ın kendisine borcu olduğunu, katılanın aynı zamanda sanık ...'a da araba kiralamadan dolayı borcu olduğunu, katılanın bu borcunu sanık ...'a ödediğini ve karşılığında da katılanın sanık ...'ta bulunan senedini aldığını, miktar kısmına katılanı korkutmak için 50.000 TL yazarak icra takibine koyduğunu beyan etmiştir.
4. Sanık ... 23.02.2015 tarihli savunmasında; katılanın kendisinden araba kiraladığını ve geri getirmediğini, sanık ...'ın da kendisine aracını getireceğini ancak karşılığında katılanın verdiği teminat senedini kendisine vermesini istediğini, senedi alarak katılanın evini sattıracağını ve kendisine de 10.000 TL para vereceğini söylediğini, sanık ...'in aracı getirerek kendisine teslim ettiğini, ancak kendisinin katılan tarafından verilen senedi vermediğini, suça konu senedi yazarak ve katılan yerine sahte imza atarak sanık ...'e verdiğini, katılanın sanık ...'e herhangi bir borcunun olmadığını, 26.02.2015 tarihli savunmasında da; orijinal senedi alacağını aldıktan sonra katılan ...'a geri verdiğini ancak sanık ...'in yanına gelerek ısrarla katılanı dolandıracağını bu nedenle onun senetlerini vermesini istediğini, katılanın yerine sahte olarak imza atarak suça konu senedi kendisinin düzenleyip sanık ...'e verdiğini beyan etmiştir.
5. Katılan beyanında; sanık ...'a araç kiralamadan kaynaklanan borcunu ödeyerek, verdiği teminat senedini geri aldığını ancak daha sonradan sanık ...'in 50.000 TL bedelli sahte senet ile hakkında icra takibi başlattığını, icra takibine itiraz ettiği için senet bedelini ödemediğini, sanıklardan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
6. Sanık ... tarafından katılan aleyhine Ankara 8. İcra Müdürlüğünde yapılan icra takip dosyasına ilişkin belgeler ile katılan tarafından Ankara 12. İcra Müdürlüğünde yapılan icra takibine itiraz davasına ilişkin karar örneği dosyaya konulmuştur.
7. Mahkemece her iki sanık hakkında, iştirak halinde, katılanın herhangi bir borcunun olmadığını bildikleri halde suça konu bonoyu sahte olarak düzenleyerek tahsil için icra takibi yaptıkları, icra hareketlerinin elverişli olarak başlamasına rağmen elde olmayan nedenlerle icra takip işlemini tamamlayamadıkları gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek fazla ceza tayini dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarihli ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek fazla ceza tayini isabetli bulunmamıştır.
1. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.03.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/68 Karar sayılı kararında sanık ... ve ... ile müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ... ve sanık ... ile müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.03.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/68 Karar sayılı kararlarına yönelik sanık ... ve sanık ... ile müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki "120", "60", "50" ve "1.000,00" ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırayla "5", "2", "1" ve "20" ibarelerinin yazılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.