HÜKÜMLER: Düşme
Şereflikoçhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.05.2016 tarihli ve 2015/430 Esas, 2016/606 Karar sayılı kararının,o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
1-Cezaevinde bulunan sanık ...’ın yokluğunda verilen gerekçeli karar tebliğ edilirken, tebliğ edilen karar içeriğinin okunup, anlatılmak suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunduğu, ancak cezaevi idaresince sanık ... hakkında düzenlenen 20.07.2016 tarihli tebligat belgesi içeriğine göre, sanığın gerekçeli kararı alması suretiyle kararın kendisine tebliğ edildiği, bu işlemlerin 5271 sayılı Kanun'un 35/3. maddesinde öngörülen usûle uygun olmayıp geçersiz olduğu, ayrıca hükmün yasa yolu bildiriminde sanığa 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesine göre “Bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin” belirtilmediği anlaşıldığından, gerekçeli kararın sanık ...’a usûlüne uygun şekilde (Sanığın cezaevinde olması halinde, cezaevinde bizzat kendisine okunup anlatılmak suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 263. maddesine göre bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceği de belirtilerek tebliği, aksi halde sanığın son bilinen adresine kararın tebliği, bu adrese de tebliğ yapılamaması halinde güncel MERNİS adresine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliğ edilerek, tebliğ belgesi ile birlikte verilmesi halinde temyiz dilekçesi eklenerek ve ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
2-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, kararı temyiz etmeyen sanık ...’ın yokluğunda verilen hükmün doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı anlaşılmakla, “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan ve Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligat işleminin usûle aykırı olmasından dolayı, gerekçeli kararın usûlüne uygun olarak (Öncelikle bildirdiği en son
adresine tebliğ yapılması, bu adreste tebligat yapılamaması halinde güncel MERNİS adresine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliği ile buna ilişkin belgeler ve sunulması halinde temyiz dilekçesi de eklendikten ve bu konuda ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle, karar verildi.