İNCELENEN KARARIN;

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2018 tarihli ve 2018/108 Esas, 2018/301 sayılı Kararı ile sanık hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi ve 53 üncü maddesini birinci ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, sanığın 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 12.03.2019 tarihli ve 2018/265 Esas, 2019/402 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Eksik soruşturma ve kovuşturma ile hüküm kurulduğuna,
Adil yargılama ilkesinin ihlal edildiğine,
MİT istihbari bilgilerin delil olarak kullanılamayacağına,
ByLock programının kullanıldığına ilişkin isnadın gerçek bilimsel ve hukuki olmadığına,
Örgüt üyeliği kabul edilebilmesi için aranan şartların müvekkilinde mevcut olmadığına,
Tanık beyanlarının doğruluğunun araştırılmadığına,
Atılı suçun manevi unsurunun bulunmadığına,

Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın fiilen kendi kullanımında olan adına kayıtlı hat üzerinden 2015 Mayıs - 2015 Eylül arasında 1060 log kaydı oluşacak şekilde ByLock kullandığı tespiti, dosyada mevcut tespit değerlendirme raporunda kullanıcı adının kendi ismiyle uyumlu "ddem" şeklinde belirlenmiş olması, eklenen 8 kişinin hepsinin kadın olması, mesajlaşmaların bir çoğunun silinmiş olduğu, kalan kısmının ise şifreli döküman olması nedeniyle çözümünün yapılamamış olması, etkin pişmanlık kapsamında beyanı alınan tanığın sanığı örgüt evleri ile ilgilenen sohbetlere katılan ve ByLock programı üzerinden yazışma yaptığı Didem olarak teşhis etmesi, bir arada değerlendirildiğinde sanığın ByLock programını kullanarak örgüt hiyerarşisine dahil olduğu kanaatine varılmış, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, Ceza Genel Kurulu kararı ile kesinleşen 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı emsal Kararında da ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere Bylock kullanıcısı olan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısı içerisindeki bir üyesi olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle sanığın silahlı terör örgütü üye olma suçundan suçun işleniş biçimi dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir sebep bulunmadığından alt sınırdan cezalandırılmış, işlemiş olduğu suçun Terörle Mücadele Kanunu'nun 3. ve 4. maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle aynı Kanun'un 5 inci maddesi gereği cezasının yarı oranında artırılmış, geleceği üzerindeki olası etkileri lehine değerlendirilerek TCK'nun 62 inci maddesi uyarınca cezasında indirim yapılmış, örgüt mensubu olduğu anlaşılmakla TCK'nun 58/9 maddesi uyarıca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

1- Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre,
Kullanımında olan adına kayıtlı hat üzerinden 2015 Mayıs - 2015 Eylül arasında 1060 log kaydı oluşacak şekilde bylock kullandığı tespit edilen, kullanımında olan telefondaki bylock programı İD'sine ait şifre kullanıcı adı ile eklenenlerin hepsinin kadın olması ayrıca ulaşılabilen yazışmaların gizliliğe riayet esasıyla silinmiş ve/veya şifrelenmiş olduğu değerlendirildiğinde, bylock kullanıcısı olan, hakkında bylock üzerinden yazışmalar yaptıklarına ve örgüt evleri ile ilgilendiğine dair tanık beyanı bulunan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2-Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 12.03.2019 tarihli ve 2018/265 Esas, 2019/402 sayılı Kararında, sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.