Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı 3. kişi vekili, borçlulara ödeme emrinin haciz yapılan adreste tebliğ edilmediğini, 21.12.2011 tarihinde müvekkili şirketin adresi olan, “... mevki 7890 parsel ...” adresinde haczedilen menkullerin müvekkili şirkete ait olduğıunu, borçlu davalılarla bir ilgisi bulunmadığını, buna ilişkin fatura ve banka dekontlarının bulunduğunu menkullere ilişkin hacizlerin kaldırılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili,davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davaya konu haciz işleminin, .... İcra Dairesi'nin... İcra Müdürlüğü'nce gerçekleştirildiğini, 6100 HMK'nun da istihkak iddialarına ilişkin özel yetki kuralının kaldırıldığını, İİK'na göre esas icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesinin yetkili olduğunu bu yetki kuralının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve resen gözetilmesi, gerektiğini buna göre yetkili mahkeme ... İcra Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı olarak 3. kişinin açtığı istihkak talebine ilişkindir.
Dava, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılmış olup bu Kanun’da 1086 sayılı HUMK’nun 512. maddesine paralel bir düzenleme getirilmemiştir.Bu durumda İİK’nun yetkiye ilişkin 4,50. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nun 5,6. maddeleri uyarınca genel yetki kuralının uygulanması gerekir. Buna göre istihkak davalarının asıl icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. HMK’nun 7/1. maddesi gereğince davalının birden fazla olması halinde davanın,bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılması mümkündür. İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi gereğince genel hükümler dahilinde basit yargılama
usulüne tabidir. Basit yargılama usulüne uygun yürütülen taşınır mala ilişkin istihkak davalarında Yasa'ca kesin yetki kuralı öngörülmediğinden yetki ilk itirazının HMK'nun 19/2,117 maddeleri gereğince cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerekir. HMK'nun 19/4. maddesine göre de, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.
Somut olayda, davalı tarafından süresi içinde yetki ilk itirazında bulunulmadığı halde Mahkemece, re'sen yetki hususu değerlendirilerek yetkisizlik kararı verilmesi hatalı olmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.