... ve ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.06.2014 gün ve 417/362 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacılar vekili, 630 parsel sayılı taşınmazın 1/5 payının davacıların annesi .... adına, diğer payların ise davalılar ve murisleri adına kayıtlı olduğunu, davacıların babasının ... adına kayıtlı 1/5 payı 02.08.1958 tarihinde; ... ve ... adına kayıtlı 1/5'er payları 24.03.1962 tarihinde; ... adına kayıtlı iken, 2010 yılında intikalle mirasçıları adına tescil edilen 1/5 payı 17.11.1958 tarihinde haricen satın aldığını ve taşınmazın tamamının o tarihten beri davacıların babasının, ölümüyle de davacıların zilyetliğinde olduğunu, TMK'nın 713/2. maddesi gereğince tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak davalılar ve murisleri adına kayıtlı olan paylara ait tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... davacılar lehine TMK'nın 713/2. maddesindeki kazanma koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nın 713/2. maddesinde yer alan; “ … maliki 20 yıl önce ölmüş …” hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nın 713/1-2. fıkraları gereğince açılan tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nın 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. TMK'nın 713. maddesinin 1.fıkrasında; “tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir ” denilmiştir.
Aynı maddenin 2.fıkrasında ise; “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu

kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” amir hükmüne yer verilmiştir. TMK'nın 713/2. maddesinde yer alan üç halden biri olan “... ölmüş...” ibaresi, “Anayasa Mahkemesi'nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiş ise de; Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi'nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.

1-Pay maliklerinden ... 2008 yılında, ... 1997 yılında ölmüştür. Bu kişilerin ölüm tarihlerinden itibaren 18.09.2013 olan dava tarihine kadar davacılar lehine 20 yıllık zilyetlik ve kazanma süresi dolmadığından bu kişiler adına kayıtlı paylar yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davacıların bu paylara yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, karar vermek gerekmiştir.

2- Davacılar vekilinin, davalılardan ... ve ...'dan intikal eden paylara yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava konusu 630 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı, tapulama sonucu 11.01.1960 tarihinde oluşmuştur. Taşınmazda 1/5 pay maliki olan ... 14.11.1992 tarihinde ölmüş, payı tapuda intikal görmemiştir. Taşınmazda 1/5 pay sahibi olan ... ise 02.01.1985 tarihinde ölmüş, payı 01.12.2010 tarihinde tapuda yapılan intikal ve taksim işlemiyle mirasçıları adına tescil edilmiştir. Bu açıklamalara göre, ...'a ait pay yönünden dava,...'e ait pay yönünden ise intikal tarihine kadar kanunda öngörülen 20 yıllık zilyetlik süresi dolmuştur. Taraflar akraba olup kök miras bırakanları ortak ise de; dava konusu taşınmaz kök miras bırakandan kalmadığı gibi davacılar paylı mülkiyet sahipleri ... ve...'in mirasçıları da değildir. Bu nedenle mirasçılar arasında kazandırıcı zamanaşımının işlemeyeceği ilkesinin somut olayda uygulanması söz konusu olmayıp, bu paylara ilişkin davanın bu gerekçeyle reddi doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; dava konusu taşınmaz başında keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 259. ve 290/2. maddeleri gereğince dinlenmelerinin sağlanması, davacıların zilyetliğinin hangi tarihte başladığının ve ne şekilde devam ettiğinin, kesintiye uğrayıp uğramadığının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde davacıların zilyetlik süresinin belirlenmesi, taşınmazın davacılardan önce ne şekilde ve kimler tarafından kullanıldığının tespit edilmesi, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nın 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, bu şekilde kanunda öngörülen ve yukarıda gerçekleştiği açıklanan 20 yıllık zilyetlik süresinin bütünüyle davacılara mal edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi ve gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle ... ve ...'a ilişkin paylar yönünden eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması, doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Davacılar vekilinin dava konusu 630 parselde ... ve ...'dan intikal eden paylara yönelik temyiz itirazları yukarıda 2. bentte açıklanan sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hüküm bölümünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacıların sair temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte açıklanan sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde davacılara iadesine 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.