Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ve temyiz isteminin beraat kararının gerekçesine yönelik olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 2015/938 Esas, 2016/221 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı olmak suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; müvekkilinin gerek yargılamadan önce gerekse yargılama sırasında ilgili makamlar huzurunda vicdani ret açıklaması yaptığına, silahlı kuvvetlerde yerine getirilecek vatan hizmetinin Anayasa'nın öngördüğü tek yol olmadığına, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinden beraat kararı verilmesi gerekirken (b) bendinden verilmiş olması nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

1.Sanığın 2013 yılı ... ayı içerisinde yedek subay adayı olarak askere sevk yükümlüsü olduğu, sevke icabet etmeyerek yoklama kaçağı olması nedeni ile İnönü Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 28.05.2014 tarihli ve 21 sayılı kararı ile yoklama kaçağı kalmasından dolayı 8.642,00 TL idarî para cezası ile cezalandırılmasına karar veridliği, idarî para cezasının sanığa tebliğ edildiği, sanık tarafından tebliğ edilen karara itirazda bulunulmaması nedeni ile kararın kesinleştiği, sanık hakkında kolluk görevlileri tarafından 21.11.2014 tarihinde yakalama tutanağı tanzim edildiği, sanığın bu tarihe kadar yoklama işlemini yaptırmayarak tekrar yoklama kaçağı kaldığı maddi vakıa olarak belirlenmiştir.

2.Sanık savunmasında özetle; askerlik yapmayı kendi hayat felsefesi nedeniyle kabul etmediğini, vicdani retçi olduğunu, askerliği kabul etmediği için asker olamayacağını, bu hususun hayata dair görüşü ile ilgili olduğunu, bu yüzden suç işlediğini ve suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

3.Sanığa ait 03.12.2015 tarihli vicdani ret sebeplerine ilişkin yazılı savunma ile sanık müdafiinin aynı tarihli yazılı savunmaları dosya kapsamında mevcuttur.

4.Sanık hakkında yoklama kaçağı fiilinden dolayı verilen İnönü Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 28.05.2014 tarihli ve 872 Esas, 21 Karar sayılı 8.642,00 TL idarî para cezasına ilişkin kararı, idarî yaptırım kararının 23.07.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 ... maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatası ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir.

1.(Kapatılan) Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 09.03.2006 tarihli ve 2006/84-62 Esas ve Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, askerlik hizmeti Anayasa'nın 72 nci ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu'nun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre zorunlu olup, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi içeriğiyle, zorunlu askerlik dışındaki seçeneklerin imzacı ülkelerin tercihine bırakılması ilkesiyle uyumlu olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzalayan birçok ülkenin vicdanî ret olgusunu bir hak olarak kabul etmesine karşın, bu konuda bağlayıcı bir kural ve Ülkemizce de bu yönde bir hak tanınmadığı, dolayısıyla bunu hak olarak kabul etmeyen ülke yönünden bağlayıcılığı bulunmadığı gibi o ülkenin iç hukukuna göre suç sayılan eyleminden ötürü sanığın yargılanması ve hüküm giymesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olmadığı da nazara alındığında, sanık müdafiinin sivil kişi olan sanığın uluslararası sözleşmelere göre vicdanî ret hakkının bulunduğa ve silahlı kuvvetlerde yerine getirilecek vatan hizmetinin Anayasanın öngördüğü tek yol olmadığına ilişkin temyiz sebeplerine itibar edilmemiştir.

2.Somut olayda; sanık hakkında yoklama kaçağı fiilinden verilen İnönü Kaymakamlığı İlçe Yazı İşleri Müdürlüğünün 28.05.2014 tarihli ve 872 Esas, 21 Karar sayılı idarî yaptırım kararının sanığın bilinen son adresi yerine doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkartıldığı ve bu adreste 7201 sayılı Kanun'un 21 ... maddesinin ikinci fıkrasına göre 23.07.2014 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. 7201 sayılı Kanun'un bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10 uncu maddesinde yer alan düzenleme dikkate alındığında idarî yaptırım kararı tebliğinin usulüne uygun olmadığı, dolayısıyla geçerli bir tebligattan ve idarî yaptırım kararının kesinleşmesinden bahsedilemeyeceği, bu itibarla Mahkemece verilen beraat kararında Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, kabahat niteliğindeki eyleme idarî yaptırım kararının kesinleşmesinden sonra devam edilmesi halinde eylemin suça dönüşeceği cihetle; 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen yoklama kaçağı suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereği beraat kararı verilmesi gerekirken yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraat karar verilmesi dışında hukuka aykırılık görülmemiş, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 2015/938 Esas, 2016/221 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan "5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine" ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine "5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine" ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2023 tarihinde karar verildi.