Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacı ... dava dilekçesinde; Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde bulunan, sınırlarını bildirdiği taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmü uyarınca, taşınmazın adına tescilini istemiştir.
2. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 16.07.1999 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile 07.10.2010 tarihinde kesinleşen 4999 sayılı fenni hataların düzeltilmesi çalışması mevcut olup, genel arazi kadastrosu işlemi ise 19.03.1971 tarihinde kesinleşmiştir.
Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2007 tarihli ve 2004/415 Esas, 2007/420 Karar sayılı kararı ile, dava dilekçesinde sınırları yazılı krokide (A)=3586.17 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı ... adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 27.11.2007 tarihli ve 2004/415 Esas, 2007/420 Karar sayılı kararı, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.10.2009 tarihli ve 2009/11279 Esas, 2009/14165 Karar sayılı ilamıyla; "eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 25.10.2014 tarihli ve 2010/273 Esas, 2014/743 Karar sayılı kararıyla, "davanın kısmen kabulü ile, iş bu davanın İlk Derece Mahkemesinin 2004/415 Esasında kayıtlı olup 27.11.2007 tarihli kararla 3.586,17 m2 mesahalı yer olarak davacı adına tesciline karar verildiği, kararın davacı tarafça temyiz edilmeyip sadece davalılarca temyiz edildiği görülerek davacılar yönünden 3586,17 m2 mesahalı yer kesinleşmekle fenni bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yerin 3586,17/4520,97 hisse olarak ... oğlu 1966 doğumlu davacı ... adına, 934,8/4520,97 hissenin Hazine adına son parsel numarası verilerek tesciline, krokide (B) ve (C) ve (D) harfi ile gösterilen yerlerin kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığı ve bu nedenle tescil konusu edilemeyeceğinden reddine" karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarihli ve 2015/13187 Esas, 2017/2246 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak, ilk hüküm davacı tarafından temyiz edilmediğinden davalılar lehine kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmakla birlikte, davanın kabul edilen kısmı yönünden taşınmaz Hazine ve kişi tarafından birlikte kullanılıyormuş gibi hisseli tapu oluşturulması doğru olmadığı gibi fen bilirkişilerince kişiye verilecek olan yer ile Hazineye verilecek olan yerin ayrı ayrı tespit ettirilmemiş olması da doğru değildir." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve zilyet tanığı dava konusu taşınmazın dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile davacı tarafından koşullarına uygun olarak tasarruf edildiğini bildirdikleri, ormancı ve fen bilirkişisi müşterek raporlarında ve bozma ilamı sonrasında alınan fen bilirkişisinin 24.10.2018 rapor ve krokisinde C (A1) harfiyle gösterilen 3.566,17 m2 mesahalı kısmın orman sınırlama hattının dışında orman sayılmayan, ziraatçı uzman bilirkişi de zilyetlikle iktisabı mümkün ve özel mülkiyete konu olan yerlerden olduğunu, bu yerde davacı haricinde hak iddia eden bir başka kişinin bulunmadığı, bu yerin 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri gereği masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edildiği, bozma ilamı sonrasında alınan fen bilirkişisinin 24.10.2018 rapor ve krokisinde C (A1) harfiyle gösterilen 3.566,17 m2 mesahalı yerin aynı ada son parsel numarası verilerek davacı adına tesciline, dava konusu edilen ve bozma ilamı sonrasında alınan fen bilirkişi rapor ve krokisinden kıyasla ormancı ve fen bilirkişisinin müşterek raporlarında D ve E harfi ile gösterilen yerlerin orman sınırları içerisinde kaldığını bu yerlerin tescile konu edilemeyeceğinden bu yerlere yönelik talebin ise reddine" karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın fiilen ormana bitişik olduğunu, 1971 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda taşınmaz orman olarak tapulama harici bırakıldığını, orman kadastrosunun ise 1999 yılında kesinleştiğini, zilyetlik yoluyla iktisabın şartlarının oluşmadığını, ziraat bilirkişisinin raporunda ağaçların yaşları incelendiğinde zilyetlik şartlarının oluşmadığını, 1971 tarihli genel arazi kadastrosunda orman olarak tespit gören dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın fiilen ormana bitişik olduğunu, 1971 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda taşınmaz orman olarak tapulama harici bırakıldığını, orman kadastrosunun ise 1999 yılında kesinleştiğini, zilyetlik yoluyla iktisabın şartlarının oluşmadığını, ziraat bilirkişisinin raporunda ağaçların yaşları incelendiğinde zilyetlik şartlarının oluşmadığını, 1971 tarihli genel arazi kadastrosunda orman olarak tespit gören dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
3. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 24.10.2018 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisi ile daha önce hükme dayanak edilen 10.04.2007 tarihli raporun davaya konu edilen taşınmaz ile bütünlük arz etmediğini, dava konusu edilen alanın 10.04.2007 tarihli fen raporunda 24 m batıda, 2 m kuzeyde olduğu yönünde hatalı kroki çizildiğinin tespit edildiğini, hatalı krokinin tespiti karşısında kazanılmış haktan bahsetmenin mümkün olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi hükmü uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Kanun' un 713 üncü maddesi.
1. Davacı vekilinin ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelemesinde: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında, davacı vekilinin ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince: İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı sonrasında alınan, fen bilirkişinin 24.10.2018 tarihli rapor ve krokisinde, C (A1) harfiyle gösterilen 3.566,17 m2 mesahalı taşınmaz bölümü üzerinde, davacı lehine, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilerek, bu kısmın aynı ada son parsel numarası verilerek davacı adına tesciline, dava konusu edilen ve bozma ilamı sonrasında alınan fen bilirkişi rapor ve krokisinden kıyasla ormancı ve fen bilirkişisinin müşterek raporlarında D ve E harfi ile gösterilen yerlerin orman sınırları içerisinde kaldığı ve bu yerlerin tescile konu edilemeyeceği gerekçesiyle bu yerlere yönelik talebin reddine karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uymadığı gibi, usul ve kanuna da uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2007 tarihli ilk kararında, A harfi ile gösterilen sınırları yazılı 3.586,17 m2 miktarındaki yerin, davacı adına tesciline karar verilirken, orman bilirkişisinin 16.04.2007 tarihli raporuna atıf yapılmış ve bu hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresinin temyizi üzerine araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur. Bozma sonrası, İlk Derece Mahkemesince verilen 23.10.2014 tarihli kararda, yine A harfi ile gösterilen 3.586,17 m2 miktarındaki yerin davacı adına tesciline karar verilmiş ve bu sefer fen bilirkişisinin 23.09.2014 tarihli raporu kararın eki sayılmıştır. Bu kararın, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, "fen bilirkişisinin raporunda belirtilen çap dikkate alınarak ve Hazine lehine oluşan kazanılmış hak da gözetilerek, taraflar adına tescil edilecek kısımların ayrı ayrı belirlenmesi" gereğine değinilerek, hüküm bozulmuştur. Bundan sonra alınan ve temyiz incelemesine konu hükme esas kabul edilen fen bilirkişisinin 24.10.2018 tarihli rapor ve krokisinde, C (A1) harfiyle gösterilen 3.566,17 m2 mesahalı kısmın dava konusu yer olduğu belirtilerek, bu kısım koordinatları birlikte ayrıntılı şekilde gösterilmiş ve İlk Derece Mahkemesince de, fen bilirkişinin 24.10.2018 tarihli rapor ve krokisinde C (A1) harfiyle gösterilen 3.566,17 m2 mesahalı kısmın aynı ada son parsel numarası verilerek davacı adına, D harfi ile gösterilen yerin orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş olup, dayanak kroki ve hüküm dikkate alındığında, C ve A1 ile gösterilen yerlerin birbirinden farklı olduğu, 3.566,17 m2 miktarlı bir yerin de olmadığı ve evvelce verilen hükümler ve bozmalar sonucu oluşan kazanılmış haklara da riayet edilmediği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar önceki kararlarda, taşınmazın 3.586,17 m2 miktarında olduğu yazılı ise de, miktarın değil koordinatlı bilirkişi raporlarının, tarafları bağlayacağı ve leh ve aleyhe kazanılmış hak oluşturacağı açıktır. Bu sebeple önceki hükümlere esas alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında, temyize konu edilen hükme dayanak 24.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen kısmın 3.586,17 m2 yere tekabül etmekle birlikte, bu yer içerisinde dava dışı Ökkeş Nacar'a ait A2 (316,65 m2) ve A3 (303,37 m2) harfli kısımların da bulunduğu, bu kısımlarda davacı lehine iktisap koşullarının oluşmasının söz konusu olmadığı, nitekim önceki raporlarda da bu kısımların davacıya ait yer dışında gösterildiği ve davacıya ait yerin, koordinatlar karşısında A1 harfi ile gösterilen 2.966,25 m2 yere isabet ettiği anlaşıldığından, davacı lehine A1 harfi ile gösterilen 2.966,25 m2'lik kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davacıya ait olmayan ve adına tescili de mümkün bulunmayan yerlerin de dahil edilmesi suretiyle, usuli kazanılmış hakların ihlali sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı ... İdaresinin ve davacının temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.