Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekili ilamda müşterek müteselsil sorumluluğa ilişkin hüküm olmamasına rağmen, sadece müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, bu nedenle icra emrinin iptalini talep etmiştir. Mahkemece takip konusu ilamda borçlu aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bozma öncesi ve sonrası ilamların birlikte değerlendirilmesiyle borçlunun alacağın tamamından sorumlu olduğunda bir tereddüt bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulun'un 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas, 1997/776 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; "İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. " O nedenle icra mahkemesince ilamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez."
6100 sayılı HMK'nun 30. maddesinde “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiştir.
İcra takibinin dayanağı ilamın, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin ... ile bozulmasından sonra, ... 11. İş Mahkemesi' nin ... tarihli ... sayılı ilamı ile kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine hükmedildiğinden, usul ekonomisi ilkesi de gözönünde bulundurularak şikayetin 25.12.2013 tarihli ilamın hüküm fıkrasına göre, incelenip karara bağlanması gerekirken yazılı gerekçelerle sonuca gidilmesi doğru değildir.
..//..
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.