İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2018 tarihli ve 2018/146-2018/422 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birici fıkrası ve Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/576 - 2018/552 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın terör örgütü üyeliğinin sabit olmadığı ve tanık beyanlarının doğru olmadığına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tanık olarak beyanı alınan M.A.’in, sanığın 2014-2015 yıllarında örgüt sohbetlerine katıldığı, barındığı evin örgüte ait evlerden olduğunu, 2016 yılı 3 üncü ayına kadar birlikte sohbet ortamlarında bulundukları ve Fetullah Gülen'in örgüte mesajlarını ilettiği bam teli isimli programı izlediklerine dair beyanı,
Tanık olarak beyanı alınan H.A'.ın, sanığın kendisi ile birlikte üniversite yapılanması içerisinde bulunan 4 ayrı sohbet grubundan birisinin sorumlusu olduğuna dair beyanı birlikte değerlendirildiğinde; yerleşik içtihatlar doğrultusunda silahlı örgüte üye olmak; örgüte gönüllü katılmayı, bağlanmayı ve örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Bu suçun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Bu kapsamda Celal Bayar Üniversitesi yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan tanık M.A.'in anlatımlarına göre sanığın 2014-2015 yıllarında Fetullahçı yapılanmanın sohbetlerine katıldığı, barındığı evin örgüte ait mensupların kaldığı evlerden olduğu, 2016 yılı 3 üncü ayına kadar birlikte sohbet ortamlarında bulundukları ve Fetullah Gülen'in örgüte mesajlarını ilettiği bam teli isimli programı izledikleri, yine tanık H.A.'ın bu kapsamda alınan beyanında sanığın kendisi ile birlikte üniversite yapılanması içerisinde 4 ayrı sohbet grubundan birisinin sorumlusu olduğuna dair beyanları ile sanığın sohbet gurubu sorumlusu olarak terör örgütü hiyerarşisinde yer aldığı sabit olmakla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutunun kabulünde, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfının tayininde, cezanın belirlenmesinde, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesinin takdirinde, savunmasının inandırıcı gerekçelerle red edilmesinde ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Mahallinde ikame olunup usulünce tartışılan delillere göre; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Celal Bayar Üniversitesi yapılanmasına yönelik soruşturmada, örgütün görünen yüzünün ortaya çıktığı tarihlerden sonrada örgütün sohbet adı altında organize ettiği toplantılara katılıp sohbet gruplarına sohbet hocalığı yaptığı tanık beyanlarından anlaşılan sanık hakkında sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş ve sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/576 - 2018/552 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2023 tarihinde karar verildi.