Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/05/2008-10/05/2011 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

Dava, davacıların murisleri Kadir Karaca dolayısıyla 2003 yılında ölüm aylığı almaya hak kazandıklarının ve yersiz ödeme dolayısıyla Kuruma borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin 04/06/2015 tarih 2014/14876 E ve 2015/12705 K sayılı bozma ilamına karşı “uyma” kararı verilmek suretiyle yapılan yargılama neticesi davanın kısmen kabulü ile hükümde yazıldığı şekilde karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan değerlendirmenin hüküm kurmaya elverişli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01/05/1988-31/12/1994 tarihleri arasında dava dışı işyerlerince, 10/05/2011-01/11/2011 tarihleri arasında davalı şirketce 01/12/2011-18/01/2012 tarihleri arasında dava dışı ... Oto San.Ltd. Şti . ünvanlı işyerince hizmetlerinin Kuruma bildirilmiş olduğu, davacının 01/01/1990-05/03/2009 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 11/01/1990-30/05/2011 tarihleri arasında davacı adına ...-...ünvanlı şirket tescil kaydının bulunduğu, Dairemiz bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesi duruşmalarda dinlenen davalı işyeri bordrolu tanıklarınca uyuşmazlık konusu dönem içerisinde davacının davalı işyerinde fiilen hizmette bulunduğunun beyan edildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, gerek davacının hizmet tespiti isteminde bulunduğu dönem içerisinde Bağ-Kur sigortalılığını gerektirecek faaliyet içerisinde bulunması gerekse de davacı ile davalı arasında akrabalık bağının bulunması dolayısıyla davalı işyerinin davacıyı sosyal güvenlik haklarından mahrum etmesinin hayatın olağan akışına ters düşeceğinin muhakkak olması karşısında 5510 sayılı Yasa 4/a kapsamındaki sigortalı çalışmasının bulunduğunun kabul edilemeyeceği açıktır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın hatalı değerlendirme neticesi tanık beyanlarına itibar olunarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine 21/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.