Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davaların reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Kadastro sırasında, Ağrı ili Merkez ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 116 ada 8 parsel sayılı 2.790,85 m2 ve 116 ada 9 parsel sayılı 39.577,12 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydı, ifraz ve harici satın alma nedenlerine dayalı olarak sırasıyla davalılar ... ve ... adına tespit edilmiştir.

2. Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçesinde; Ağrı ili Merkez ilçesi ... Köyü 115 ada 11 parsel ile 116 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olduğunu ileri sürerek, mera olarak sınırlandırılmasını istemişlerdir.

3. Asli müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; taşınmazların mera vasfında olduğunu ileri sürerek, mera olarak sınırlandırılması istemiyle davaya katılmıştır.

Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2008 tarihli ve 2006/102 Esas, 2008/117 Karar sayılı kararı ile, "Hazinenin müdahale talebi yönünden davacıların tek başlarına dava açma hakları olduğundan müdahale talebinin reddine, davacılara keşif masraflarını yatırması için kesin süre verildiği ve verilen süre içerisinde masrafın yatırılmadığı gerekçesiyle davaların reddine" karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, asli müdahil Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (7.) Hukuk Dairesinin 19.10.2009 tarihli ve 2009/1013 Esas, 2009/4531 Karar sayılı ilamıyla; "meraların mülkiyetinin Hazineye intifa hakkının ise ilgili köye ait olduğu açıklanarak, Hazine'nin davaya katılma reddine karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 18.11.2014 tarihli ve 2010/2 Esas, 2014/175 Karar sayılı ikinci kararı ile; "çekişmeli 116 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların toprak yapısı ve bitki örtüsü itibarı ile çayır vasfında olduğu, mera arazileri ile eğim, toprak yapısı ve bitki örtüsünün farklı olduğu, kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine; 115 ada 11 parsel sayılı taşınmazın komşu mera parseli olan 115 ada 12 parsel ile aynı vasıfta olduğu ve ayırıcı unsur bulunmadığından davanın kabulü ile mera olarak sınırlandırılmasına," karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, asli müdahil Hazine vekili ve davacı Zeki Ataş mirasçısı ... temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.02.2017 tarihli ve 2017/283 Esas, 2017/825 Karar sayılı ilamıyla; "çekişmeli 115 ada 11 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına; çekişmeli 116 ada 8 ve 9 sayılı parsellere yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile tespite esas ve komşu parsel dayanağı tapu kayıtlarının tedavüllü olarak olarak getirtilerek tapu kaydı uygulaması yapılması ve taşınmazın mera olup olmadığı ile zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığını tespit edecek şekilde araştırma yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek karar bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taşınmazların mera vasfında olmadığı ve mera parseli ile arasında ayırıcı unsur olarak yolun bulunduğu, zilyetlikle kazanım koşullarınında davalılar lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, asli müdahil Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Asli müdahil Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazların mera vasfında olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını, bu konuda yapılan araştırmanın yeterli olmadığını, davalıların resmi bir kayıtlarının olmadığını belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.

Kadastro tespitine itiraz davasında, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların mera vasfında olup olmadığı ve davalar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14,16 ve 17 inci maddeleri,

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına ve çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas uygulanan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsadığının anlaşılmış olmasına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.