Davacılar murisinden dolayı 2003 yılında ölüm aylığı almaya hak kazandıklarının ve yersiz ödeme dolayısıyla Kuruma borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyurak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

Dava, davacıların murisleri ... dolayısıyla 2003 yılında ölüm aylığı almaya hak kazandıklarının ve yersiz ödeme dolayısıyla Kuruma borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile “davacılar ..., ... ve ...'ya sigortalı ...'nın vefatından dolayı 01/12/2002 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespitine, davacılar ... ve ...'nın davalı kuruma borçlu olmadıklarının tespitine, davacı ...'ya sigortalı ...dan dolayı 01/12/2002 tarihinden itibaren ödenmesi gereken aylıkların 54/a-5 maddesi gereği tercihi gözetilerek 01/04/2009 tarihi itibariyle kesilmesi gerektiği ve 01/04/2009 tarihinden sonrası için yapılan ödemelerin yersiz ödeme olduğu, bu yersiz ödemelerinin tespitinde 96/b maddesinin uygulanması gerektiğinin, buna göre bu yersiz ödemelerden dolayı 01/12/2002 ve 01/04/2009 dönemi için ödenecek birikmiş aylıklardan mahsup edilmesi gerektiğinden davacı ...'nın borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebinin reddine,” şeklinde karar verilmiş, her iki tarafın temyiz başvurusu üzerine Dairemiz tarafından yapılan denetim neticesi verilen karar davacılar yararına 15/02/2017 tarih ve 2015/17629 Esas 2017/244 Karar sayılı ilamla bozma nedeni yapılmış, Dairemiz ilamına karşı “uyma” kararı verilmek suretiyle yapılan yargılama neticesi Mahkemece “davanın kısmen kabulü” ile ilk hükümde yazıldığı şekilde karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Yasanın “Ölüm Aylığından Yararlanma Koşulları”nı düzenleyen 41. maddesinin davacıların murisi ...'ın ölüm tarihi olan 04/11/2002 tarihinde yürürlükte bulunan hükmüne göre sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanması için ölüm tarihinde en az üç tam yıl prim ödeme koşulunun sağlanması gerekmektedir.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasanın "Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortasına İlişkin Bazı Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile; “17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Her uyuşmazlığın yürürlükte bulunduğu mevzuat hükümlerine göre çözülmesi gerektiği kuralı gereğince ve 1479 sayılı Kanunun 41. maddesinin “sigortalının ölümde hak sahibi kimselerine bağlanacak aylıklar, ölümle aylığı hak kazandıkları tarihten sonraki aybaşından başlar.” şeklindeki düzenlemesine istinaden somut olay bakımından davacının mütevveffa sigortalı babadan dolayı ölüm aylığına hak kazanıp kazanmadığı belirlenirken babanın ölüm tarihi olan 06/08/2008 tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenlemeye değer verilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda 1479 sayılı Yasanın 46/2. maddesi hükmü ile “...... Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden Mahkemece bozma ilamına karşı “uyma” kararı verilmek suretiyle yapılan yargılamada, Kurumun 26/03/2018 tarihli yazı cevabı ile “davacının babasından dolayı bağlanan aylığın hem eş hem baba Bağ Kur kapsamında olması nedeniyle iptal edildiği ve davacıya 17.982,20 TL borç çıkartıldığı, davacıya ve çocuklarına eş ve baba olan müteveffa sigortalı ...'dan dolayı bağlanan ölüm aylığının yatırılan primlerin toptan ödeme olarak alınması ve hizmet ihyası yapılmadan ölüm aylığı bağlanması nedeniyle iptal edildiği, hak sahiplerine mütevvefa sigortalı eş ...'dan dolayı tekrar ölüm aylığı bağlanabilmesi için toptan ödeme olarak alınan süreler için hizmet ihyası yapıldığı ancak bildirilen tutarın yatırılmadığından tekrar aylık bağlanmadığı, davacının eşden dolayı bağlanan ölüm aylığının iptal edilmesi ve tekrar bağlanmaması nedeniyle babasından dolayı tekrardan ölüm aylığı bağlandığı, 18.769,25 TL alacağının çıktığı, davacının hala babasından dolayı ölüm aylığı almakta olduğu, babasından dolayı daha önce aldığı yersiz ölüm aylıkları iptal edildiğinden çıkan borcun tekrar bağlananması nedeniyle toplu parasından mahsup edildiği, mütevvefa sigortalı eş ...'dan dolayı çıkan aylığın ise borçlar hukuk servisine intikal ettiği için herhangi bir bilgi verilemediği, davacının baba ve eşten dolayı en son ortak aldığı ölüm aylığı döneminin 2013/03 dönemi olup babasından dolayı 228,50 TL, eşten dolayı 286,88 TL almış olduğunun Mahkemeye bildirildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Ancak bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. 09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Gerçekten Dairemiz bozma ilamında, davacıların 04/11/2002 tarihinde vefat eden eş/baba nedeniyle Bağ-Kur kapsamında ölüm aylığına hak kazandığı, ancak geri çekilen primler için hak kazandıkları tarihten itibaren yaşlılık aylıklarından toplu ihya için gereken sigortalılık prim borçlarının Kurum tarafından re’sen düşülmesi sonucu kalan tutarın davacılara ödenebileceği, yine davacının 06/08/2008 tarihinde vefat eden babası dolayısıyla Kuruma tahsis başvuru tarihini takip eden aybaşı olan 01/04/2009 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasanın 46/2. maddesinde yer alan düzenlemeye göre müteveffa sigortalılar eş ve babadan dolayı bağlanması gereken yaşlılık aylıklarından hangisinin yüksek olduğunun tespit edilerek buna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği, davacının 01/04/2009 tarihi itibariyle müteveffa sigortalı eşinden dolayı bağlanması gereken ölüm aylığının fazla olması halinde ise mahsup işlemlerinin bu sigortalılık ölüm dosyası üzerinden yürütülmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece bozma gereği yerine getirilmeksizin davacı tarafından toplu ihya ödemesinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle Kurum tarafından davacının durumunda herhangi bir değişiklik yapılmadığı gözetilerek yazıldığı şekilde hatalı olan ilk hüküm yinelenmek suretiyle sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bu durum bozma nedenidir.
Yapılacak iş, davacıların murisi mütevvefa sigortalı Kadir Karaca'dan dolayı ölüm tarihi itibariyle ölüm aylığı almaya hak kazandıkları sabit olup öncelikle davacılara aylık bağlanabilmesi için toptan ödeme ihyasının da yapılması gerektiğinden davacıların aylık bağlama oranlarına göre belirlenen ihya ödemelerinin yine davacılara yapılacak olan toplu ödemeden Kurum tarafından re’sen mahsup edilerek hak sahiplerinin almaya hak kazandıkları ölüm aylıklarını tespit etmek, ayrıca davacı ...'nın 01/04/2009 tarihinde hem baba ve hem de eşten dolayı ölüm aylığı almaya hak kazandığı ancak davacıya bunlardan miktarı daha yüksek olan ölüm aylığının bağlabileceğinden hangi aylığın daha fazla olduğunu 01/04/2009 tarihi itibariyle belirlemek, davacının müteveffa sigortalı eşinden dolayı bağlanması gereken ölüm aylığının fazla olduğunun tespiti halinde mahsup işlemlerinin bu sigortalılık ölüm dosyası üzerinden yürütülmesi gerektiğinden Kurumdan bulunması halinde davacı tarafa yersiz olarak ödenen aylık ve sağlık gideri borç tutarının davacı tarafın alacağından düşülmesi suretiyle oluşacak son alacak-borç durumunu sormak ve çıkacak sonucu dosyada ki tüm delillerle birlikte değerlendirmek ve bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.