5237 sayılı TCK'nın 89/1,62,51/1-2-3,53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet, erteleme.
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 51. maddesinin 2. fıkrasında; “Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverilir.” hükmüne yer verilmiş, fıkranın gerekçesinde; “Ertelemede denetim süresi içerisinde hükümlü bakımından söz konusu olabilecek yükümlülükler açısından da bazı yenilikler getirilmiştir. Örneğin erteleme sadece mağdurun değil, kamunun uğradığı zararın da tamamen tazmini koşuluna bağlanabilir hâle getirilmiştir.” açıklaması yer almış, gerek fıkranın uygulanma koşulları, gerekse zarardan ne anlaşılması gerektiği konusunda bir bilgiye yer verilmemiştir. Fıkradaki zararın maddi zararımı yoksa manevi zararı mı kapsadığı konusunda gerek uygulamada gerek öğretide bir birlik bulunmamakta, öğretide büyük bir çoğunluk tarafından, tazmini istenen zararın maddi ve manevi bütün zararları ifade ettiği kabul edilmiş, (Koca-Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 4. Baskı sh. 469,470; Önder, Ceza Hukuku Dersleri, sh. 622; Centel-Zafer-Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 7. Bası, sh.635;) Eserinin ilk üç basısında zarardan anlaşılması gerekenin maddi ve manevi zararlar bütünü olduğunu kabul eden Özgenç ise son baskıda, zarardan kast edilenin maddi zararlar olduğunu, zararın söz konusu olduğu hallerde, zararın giderilmesinin ertelemenin bir şartı olarak kabul edilmesi gerektiğini, zarar doğuran suçlarda, maddi zarar giderilmeden erteleme kararının verilemeyeceğini belirtmiştir. (Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 5. Bası, sh. 634 vd.)
03.02.2009 gün 250/13 sayılı CGK’nun kararında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden giderilmesi gereken zararın maddi zarar olduğunun belirtilmesi üzerine, bu karardan hareketle fıkrada kast edilenin maddi zarar olduğu yönünde ise de, anılan kararda vurgulanan maddi zarar hakim tarafından belirlenmesi gereken zararın, maddi zarar olduğunu belirtmekten ibaret olup, manevi zarar talebinin olduğu hallerde, bu zararın giderilmesinin gerekmediği gibi bir sonuca ulaşılamaz, bu nedenle işlenen suçun niteliği, tarafların konumu ve talepleri dikkate alınarak, belirli bir zararın tazmini koşuluyla erteleme kararı verilmesi mümkün olup, bunun her somut olay açısından olayın özelliği dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda, mağdur tarafından talep edilen herhangi bir zarar bulunmadığından, mahkemece 750 TL maddi ve manevi zararın nasıl tespit edildiği ileri sürülebilir ise de, yeni TCK ve CMK’da şahsi hak davasına yer verilmemesi nedeniyle, şartlı erteleme kararı verilebilmesi için mağdur tarafından kişisel haklarla ilgili bir talepte bulunulması veya bu konuda hukuk mahkemesine dava açılmasının beklenmesine veya ancak böyle bir dava açıldığı taktirde bu şartla erteleme kararı verilebileceğini kabul etmek, müessesenin ruhuna aykırı olup, talep veya dava bulunmadığı taktirde de şarta bağlı erteleme kararının verilmesi mümkün olup, talep veya açılmış dava bulunması ön koşul olmamakla birlikte mahkemelerin yapacağı araştırmayı ve miktarın belirlenmesini kolaylaştırıcı bir etken olacaktır. Mahkemece belirlenen miktara gelince bu miktar sanık tarafından yerine getirilmesi mümkün olmayan bir bedel olmadığı gibi yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması nedeniyle oluşan zarar karşısında makul olmadığı da ileri sürülemez, kaldıki bu şartla ertelemeye karar verilmesi, mağdurun hukuk mahkemesinde dava açmasına da engel oluşturmayacaktır. Bu itibarla tebliğnamedeki, manevi zararın dikkate alınamayacağı ve katılanın maddi zararının bilirkişi tarafından tespitinden sonra hüküm kurulması gerektiğine ilişkin (1) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Taksirli suçlarda TCK'nın 53/1. maddesinde yazılı hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının (12.) ve (13.) bentlerinin hükümden çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.