Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre,temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.06.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle kazada yaralanan dava dışı ...'e ödenen bedelin, sigortalı araç sürücüsü davacının kaza sonrası olay yerini terk etmesi nedeniyle alkol ve ehliyet durumunun belirlenememiş olması nedeniyle rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; olay yerinin terk edilmediğini, araç sürücüsünün kaza tarihinde ehliyeti olup olmadığının yapılacak araştırmayla tespit edilebileceğinden belirlenebilir olduğunu, araç sürücüsünün hayatı boyunca alkol kullanmadığı gibi kaza anında da alkolü olmadığını, rücu şartlarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2015 tarihli ve 2014/650 Esas-2015/77 Karar sayılı kararı ile ''...davalıya ait aracın sürücüsü ...'nın gerek kendi beyanları gerekse araçta yolcu olarak bulunan muhtar ...'ın beyanlarından torunu ...'yı sınava yetiştirmek için Trabzon'a yola çıktıkları, kaza yaptıktan sonra sınava yetişmek için olay yerini terk ettikleri, kazanın sırf alkolün etkisiyle meydana geldiğinin ispat edilemediği ve ispat külfetinin yer değiştirmediğinin hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığı..." gerekçesiyle açılan davanın reddine dair karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarihli ve 2016/11414 Esas-2019/4762 Karar sayılı ilâmı ile ''davacı şirket ile davalı arasında düzenlenen akdedilen sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi olduğu, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen görevsizlik kararı sonrası İstanbul 8. Tüketici Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''...Davalıya ait aracın sürücüsü ...'nın gerek kendi beyanları gerekse araçta yolcu olarak bulunan muhtar ...'ın beyanlarından torunu ...'yı sınava yetiştirmek için Trabzon'a yola çıktıkları, kaza yaptıktan sonra sınava yetişmek için olay yerini terk ettikleri, kazanın sırf alkolün etkisiyle meydana geldiğinin ispat edilemediği ve ispat külfetinin yer değiştirmediğinin hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığı'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının aracını kullanan sürücünün torununu sınava yetiştirmek için olay yerini terk ettiği gerekçesine itibar etmek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, rizikonun doğru şekilde gerçekleştiğini ispat yükünün sigortalıda olduğunu, davalıya ait araç sürücüsünün olay yerini terk ederek olaydan iki ay sonra kolluğa ifade vermek suretiyle alkol testini imkansız hale getirdiğini, rücu hakkını ortadan kaldırdığını belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, olay yerini terk etme nedeniyle kazada yaralanan 3. kişiye trafik sigortası kapsamında (...) ödenen bedelin sigortalıdan rücuen tazmini amacıyla başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 83 üncü maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 inci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, B-4 maddesi (f) bendi.
1. Mahkemenin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulamasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararı tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.