Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 02.07.2015 tarih ve 2015/27737 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1,53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/586 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 141/1,62,50/1-a, 52. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

Sanığın temyiz sebepleri; kararı temyiz ettiğine ilişkindir.

1. Mahkemece gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde, mağdur ...'in suç tarihinde metro durağında inip, spor merkezine doğru yürüdüğü sırada saat 15.30 sularında yanına gelen sanığın annesini arayacağını söyleyerek mağdurdan cep telefonunu istediği, mağdurun cep telefonunu sanığa verdiği, sanığın telefonla bir yeri aradığı ancak görüşemediğini söyleyerek mağdurdan beklemesini istediği, oradan ayrılan sanığın bir daha geri gelmediği, yapılan soruşturma kapsamında sanığın yakalandığı, mağdurun zararını gidermediği kabul edilmiştir.

2. Sanık savunmasında, suçlamayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedeniyle hükümde hukuka aykırılık görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2016 tarihli ve 2015/586 Esas, 2016/365 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.