SUÇLAR: Cinsel taciz, kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/1128 Esas, 2015/1684 Karar sayılı kararı ile sanığın elektronik haberleşme aletlerinin sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle cinsel taciz ile kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2020 tarihli, 14-2016/42961 sayılı Tebliğnamesi ile cinsel tacizden kurulan hükmün onama, diğer hüküm yönünden ise bozma görüşlü olarak Dairemize tevdi edilmiştir.
Katılan vekili; sanığa verilen cezanın yeteriz olduğunu, sanık hakkında cinsel taciz suçundan cezanın üst sınırdan verilmemesi ve zincirleme suç nedeniyle ¾ oranında arttırım yapılmaması nedeniyle kararın bozulmasını talep ettiklerini, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan hükmedilen cezanın yetersiz olduğunu, zincirleme suç sebebiyle cezanın arttırılmadığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
Sanık müdafii; sanığın yargılama aşamasında mahkemeye sunduğu delilleri incelenmeden ifadesinin alınması suretiyle ceza verildiğini, sanığın katılana attığı hiç bir mesajında cinsel içerikli bir söylemde bulunmadığını, yalnızca onu ne kadar sevdiğini beyan ettiğini, ceza yargılamasının amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğunu, kesin karar vermek için yeterli tahkikatın gerçekleştirilmediğini, sanık aleyhine haksız ve mesnetsiz olarak üst sınırdan ceza verilerek hataya düşüldüğünü, sanığın lehine olan hükümlerin uygulanmadığını ve sair temyiz sebeplerini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
İlk derece mahkemesi; "Sanık savunması, katılan ve tanık beyanları, mesaj tespit tutanakları ile tüm dosya kapsamından, sanık ile katılanın yaklaşık 20 yıllık tanışıklıkları bulunduğu, katılanın uzun süre yurtdışında evli olarak yaşayıp, evliliğindeki sorunlar nedeniyle ülkeye döndüğünde sanık ile görüştüğü ve evliliğini bitirme aşamasında olduğunu söylediği, bunu öğrenen sanığın katılana sık sık telefon ederek, mesaj çekerek ve sosyal paylaşım sitelerini kullarak kendisine aşık olduğunu, beraber yaşamak, birlikte olmak istediğini bildirdiği, katılanın kesinlikle bunun mümkün olmadığını kendisine söylemesine rağmen bu konudaki ısrarından vazgeçmediği, duruşmada da katılana karşılıksız olarak aşık olduğunu, bu nedenle birçok kez arayıp mesajlar gönderdiğini, pişman olmadığını bildirmek suretiyle kastının yoğunluğunu gösterdiği, her ne kadar sanık tarafından katılanın kendisine gönderilmiş olan hakaret içerikli mesajlar sunulmuş ise de, bu mesajların sanığın kendisine yönelik taciz ve rahatsız etme eylemlerine karşılık olarak gönderildiği, bu nedenle sanık hakkında TCK'nun 29/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın üzerine atılı zincirleme elektronik haberleşme araçlarını kullanmak suretiyle cinsel taciz ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan cezalandırılmasına, sanığın çok uzun süreye yayılan ve ısrarlı bir şekilde devam eden eylemleri, pişmanlık göstermemesi hususları nazara alınarak ceza tayin edilirken hapis cezası verilmesine ve alt sınırdan uzaklaşılmasına, bir daha atılı suçları işlemeyeceğine kanaat hasıl olmadığından, hakkında CMK'nun 231/5 ve TCK'nun 51. maddelerin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. " gerekçeleriyle sanık hakkında mahkumiyet kararı vermiştir.
A. Sanık Hakkında Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istekleri reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın işlediği kabul edilen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun üst sınırının iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi ve mahkemece mahkumiyet hükmü kurulmasının ardından 17.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesindeki basit yargılama usulüne dair kanuni düzenlemeden sonra 7188 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine yönelik olarak 19.08.2020 günlü, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “Kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesi karşısında, anılan karara istinaden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Sanık Hakkında Cinsel Taciz Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/1128 Esas, 2015/1684 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2015/1128 Esas, 2015/1684 Karar sayılı sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden esası incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.