Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 04.02.2015 tarih ve 2015/1056 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2.h, 143/1,53,58. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2015/141 Esas, 2016/357 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143/1,35,53 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Mahkemece gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde, olay günü saat 04.00 sıralarında devriye halinde bulunan ekip aracının cadde üzerinde bagaj kapağı açık ve içerisinde bidonlar olan bir aracın mağdura ait kamyonun yanında park halinde görülmesi üzerine aracın yanında durulduğu, sanığın kamyonun depo kısmına siyah bir hortum soktuğu, diğer ucunun ise başka bir bidon içerisinde olduğunun görüldüğü, sanığın görevlileri fark etmesi üzerine kaçmaya başladığı ve sıcak takip sonucunda yakalandığı kabul edilmiştir.

2. Sanık savcılık huzurunda alınan savunmasında, suçlamayı kabul etmiştir.

3. Olay, yakalama üst, araç arama ve muhafaza altına alma tutanağında, kamyon üzerinde yapılan incelemede depo kapak kilidinin açıldığı, 2 metre civarında hortumun kapak yanında olduğu, depo kısmının hemen alt kısmında ağzı açık vaziyette içerisinden yere az miktarda mazot dökülmüş ve yere devrilmiş şekilde 20 litrelik bidon olduğunun görüldüğünün belirtildiği anlaşılmıştır.

4. Olay yeri inceleme raporunda, kamyon kapı ve pencere kilit aksamlarının sağlam ve kilitli olduğu, kamyonun sağ yanındaki mazot depo kapağının açık vaziyette, zincirle bağlı halde depo üzerinden sarktığı, deponun ağzına kadar dolu olduğu belirtilmiştir.

5.Mağdur soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, mazot depo kapağının kırılarak içerisinden mazot çalındığını beyan etmiş, mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde ise olay tarihinde çalınan mazotunun olmadığını, o tarihten öncesinde kamyonunda mazot hırsızlıklarının yapıldığını beyan etmiştir.

Oluş ve dosya kapsamına göre, mazotun az bir kısmının yere döküldüğü ve dökülen mazotla ilgili tasarruf olanağının kaybedilmesi nedeniyle eylemin tamamlandığı gözetilmeden, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uygulanarak eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya kapsamına göre uygulama olanağı bulunmayan aynı Kanun'un 37/1. maddesi delâletiyle hüküm kurulması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiş, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2015/141 Esas, 2016/357 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.