Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Kangal Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2016/1 Esas, 2016/125 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi ile aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.02.2021 tarihli ve 2016/204374 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

1.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; savunmasında sağlık nedenleriyle bakaya kaldığını ve ameliyat olduğunu beyan eden sanığın savunmasının yasal bir mazeret teşkil edip etmediği, rahatsızlığının suç tarihini de kapsar şekilde fiilen askerliğe engel teşkil edecek mahiyette olup olmadığı araştırılmadan mahkumiyet kararı verilmesinin usul ve esas yönünden Kanun'a aykırı olduğuna ilişkindir.

2.Sanığın temyiz isteği; sağlık sorunu ve ekonomik şartlardan askerlik görevini yerine getiremediğine, hakkında verilen para cezasının durumu göz önüne alınarak iptal edilmesine ilişkindir.

1.1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun (1111 sayılı Kanun) 89 uncu maddesine göre verilen ve 20.08.2013 tarihinde sanığa tebliğ edilen idarî para cezasının kesinleşmesinden sonra 03.09.2013-27.04.2015 tarihleri arasında tekrar bakaya kalma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı ve sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilerek hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.

2.Sanığın savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, 2015 Nisan ayında sağ ön çapraz bağlarından ameliyat olması ve ailesinin geçimini sağlaması nedeniyle askerlik görevini geç yerine getirdiğini beyan ettiği belirlenmiştir.

3.Sanık hakkında bakaya fiili nedeniyle verilen Kangal Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 24.07.2013 tarihli ve 6516 Esas sayılı idari yaptırım kararı dosya arasında bulunmaktadır.

4.İdari yaptırım kararının 20.08.2013 tarihinde tebliğine dair tebliğ mazbatası dosya arasında bulunmaktadır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;
1632 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan bakaya suçunun oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan 1111 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idarî para cezası bulunması gerektiği,

Somut olayda sanık hakkında Kangal Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 24.07.2013 tarihli ve 6516 Esas sayılı kararı ile verilen idarî yaptırım kararında ve bu kararın sanığa tebliğ edilmesine ilişkin tebligat belgesinde karara karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu (5326 sayılı Kanun) hükümleri doğrultusunda başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresinin belirtilmediği, 5326 sayılı Kanun'un "Kararların Tebliği" başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen, "idari yaptırım kararı, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir." şeklindeki düzenleme de nazara alındığında, sanık hakkındaki idari yaptırım kararının usulüne uygun olarak kesinleşmediği dolayısıyla suç tarihinden önce sanık hakkında kesinleşmiş bir idari yaptırım kararı bulunmadığı

anlaşıldığından unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kangal Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2016/1 Esas, 2016/125 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.03.2023 tarihinde karar verildi.