Esastan ret

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016/103219 başvuru numarası ile ''... 1956'' ibareli marka başvurusunda bulunduğunu; itiraz üzerine başvurudan 43.sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri''nin çıkarılmasına karar verildiğini, karar YİDK nezdinde itirazda bulunulduğunu ancak itirazlarının reddedildiğini, itiraz eden şirketin markasının ''... tantuni mersin 1964 + şekil" şeklinde olduğunu, taraf markalarının birbirine benzemediğini, ''... 1956'' markasındaki ...can kısmının müvekkilinin oğlu ''memetcan'' dan esinlendiğini, 1956 ise müvekkilinin babasının doğum tarihi olduğunu, ''KLŞ'' (keleş)'nin ise aile soyadı olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2017-M-8627 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı şirket vekili; cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacı markaları “... 1956” ve benzer addedilen “... tantuni” ibarelerinin okunuşları farklı olsa da, ortak ve ana unsur “...” ibaresi nedeniyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, hizmetlerin aynılığı şartının davalı kullanımına konu hizmet ve davacı tescilli markaları kapsamındaki hizmet bakımından gerçekleştiği, “... 1956” ibareli marka ile “... tantuni” ibareli tescilli marka arasında bütün olarak ortaya çıkan izlenim açısından benzerlik bulunduğu, “...” ibaresinin ön ve arkasına küçük eklemeler yapılarak “klş ... can 1956” olarak kullanılması, marka sahiplerinin de aynı il içerisinde faaliyet gösterdiği düşünüldüğünde, somut uyuşmazlık kapsamında taraf markaları arasında ilgili tüketici kitlesi açısından iltibas yaratma, ilişkilendirme ihtimali bulunduğu,hizmetlerin aynılığı ve markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerliği şartlarının aynı anda gerçekleşmiş olması hususu göz önünde bulundurduğunda, davacının “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerini”de kapsayacak biçimde tescilli 2007/35378 “...” asli ayırt edici unsuruna sahip markasıyla, davacının aynı hizmetleri için kullanılan “... 1956” ibareli markası arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği, davacının marka seçiminde babasının doğum tarihi ve oğlunun adından esinlendiği düşünülmüş olsa da, baş ve sonuna getirilen ibarelerin, iki marka arasındaki iltibası gideremediği, davacının 2016/103219 sayılı marka tescil başvurusu ile davalıya ait 2007/35378 sayılı tescilli markası arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından tescili talep edilen markanın davalı şirket markası ile ortak çağrışımlı kelime unsuru "..." ibaresinin bulunması iltibas olarak kabul edilmişse de bu hususun taraflarınca kabul edilmedini, "...” ibaresinin ön ve arkasına küçük eklemeler yapıldığı şeklindeki belirlemenin doğru olmadığını, küçük eklemeler olarak belirtilen "klş....can 1956" ibareleri kabul edildiği gibi küçük olmadığını, ortalama bir tüketicinin dahi bu farklılığı rahatlıkla görebilecek uzunlukta olduğunu, taraf markalarının birbiriyle karıştırılma durumlarının var olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve her iki tarafın da markasını 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” emtiasında kullanmak istediği, ibareler yönünden de markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira davalının itiraza dayanak markasının "..." asıl unsurlu olduğu, bu ibarenin uyuşmazlık konusu “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” emtiasında tanımlayıcı veya zayıf bir ibare olduğunun söylenemeyeceği, davacının başvurusunda yer alan "klş" ve "1956" ibarelerinin başvuruya yeterli ayırt edicilik katmadığı, dolayısıyla davacı başvurusunun asıl unsurunun da "...can" ibaresi tarafından temsil olunduğu, sonuçta başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden, tarafların markaları arasında 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil tarafından tescili talep edilen markanın davalı şirket markası ile ortak çağrışımlı kelime unsuru "..." ibaresinin bulunması iltibas olarak kabul edilmişse de bu hususun taraflarınca kabul edilmedini, iltibasın varlığının söz konusu olmadığını, “...” ibaresinin ön ve arkasına küçük eklemeler yapıldığı şeklindeki belirlemenin doğru olmadığını, ibarelerinin birbiriyle karıştırılma durumlarının var olmadığını ileri sürerek ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.