İNCELENEN KARARIN;

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.09.2018 tarihli ve 2018/274 Esas, 2018/126 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası ikinci cümlesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.11.2018 tarihli ve 2018/75 Esas, 2018/68 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.09.2021 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz istemi özetle;

1.Müdafii olmadan yapılan yargılamanın yasaya aykırı olduğuna,

2.Örgüt üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,

3.İlk derece mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 221/4 üncü maddesi yerine 221/3 üncü maddesinin uygulanması gerektiğine,
4. 5237 sayılı Kanun'un 221/4 üncü maddesi gereği daha fazla oranda indirim yapılması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İddia, sanığın samimi ikrar içeren savunmaları, sanığın kendi telefonu olan (0 544) (...) (..) (..) numaralı hattan, (0262) (...) (..) (73) numaralı hat ile 01.07.2014 tarihinde asker kişi olduğu belirlenen B. Y. ve T. O.; (0262) (...) (..) (94) numaralı hatta 18.08.2015 tarihinde M. E. ve R. K. ile birlikte ardışık biçimde; (0262) (...) (..) (94) numaralı hattan 07.08.2012 ve 30.01.2015 tarihinde; (0262) (...) (..) (97) numaralı hattan 15.08.2012 tarihinde iki kez ve 18.10.2015 tarihinde bir kez; (0262) (...) (..) (73) numaralı hattan 26.09.2012,09.10.2012,18.12.2012,15.02.2013 tarihinde iki kez, (0262) (...) (..) (72) numaralı hattan 31.03.2015 tarihinde tekli biçimde arandığının belirlendiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mahrem yapılanması içerisinde bulunan sivil kişiler tarafından örgüt mensubu asker kişilerle irtibat kurulmasında kullanılan sabit hatlardan aranmasına ilişkin 14.08.2017 günlü Tespit ve Analiz Tutanağı ile hts kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, HTS kayıtları ve sanığın ikrarlı savunmasına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün asker mahrem yapılanmasında yer aldığı anlaşılan sanığın, bu mahrem yapılanmada sivil imam olarak görev yapıp, bu kapsamda örgüt mensubu asker kişilerle ilgilenen Hasan, Hüseyin, Cüneyt ve Zafer Kod adlı kişilerle irtibat halinde olduğu, örgüt mensuplarının düzenlediği sohbetlere katıldığı, örgüt mensupları tarafından genel itibariyle mahrem yapıda yer alan askerlerde görüldüğü üzere mahrem imamlar tarafından örgüt mensubu diğer askerlerle birlikte kalmasının sağlandığı, ayrıntıları delillerin değerlendirilmesi bölümünde anlatılan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mahrem yapılanması içerisinde bulunan sivil kişiler tarafından örgüt mensubu asker kişilerle irtibat kurulmasında kullanılan sabit hatlardan farklı tarihlerde aranarak kısa süreli görüşmeler yaptığı anlaşılan sanığın, örgüt hiyerarşisinde öğretmen olarak tabir edilen mahrem sivil imam olarak görev yapan örgüt mensuplarına tabi olduğu, örgütsel gizliliği sağlamaya yönelik olarak örgüt mensuplarıyla sabit hattan irtibat kurduğu, bu aramaların öncesinde ve sonrasında belli bir zaman dilimi içerisinde hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma bulunan diğer asker şahısların da arandığı,genel itibariyle örgütün mahrem yapılanması ile ilgili yürütülen soruşturmalarda tayin ile il değiştiren askeri personel ile sivil imamların çoğunlukla ilk on beş ... içerisinde iletişime geçtiği tespiti karşısında; sanığın da hts kayıtlarından ve ikrardan anlaşıldığı üzere her yeni görev yerine tayin olduğunda sürekli biçimde 2012-2016 tarihi aralığında arandığı, bu hususlar dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, aramaların örgütsel gizliliği sağlamaya yönelik olarak ve örgütsel amaçlarla gerçekleştirildiğinde kuşku bulunmadığı, sanığın örgüt abisinin bulduğu ve tavsiye ettiği bayanla evlilik yaptığı, bu şekilde sübutu kabul edilen eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği, belirli bir hiyerarşik disiplin içinde gerçekleşmiş oluşu ve yoğunluk durumu göz önüne alındığında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu sabit kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği belirlenmiştir.

Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen geçici 5 inci maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Ayrıntıları (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 14.11.2017 tarih ve 2017/1824 Esas 2017/5384 sayılı Kararında açıklandığı üzere; silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun'un 156 ıncı maddesi gereğince re’sen de müdafi görevlendirilmeyerek savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ıncı maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgusu tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 150/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 16.11.2018 tarihli ve 2018/75 Esas, 2018/68 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.