Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının a bendi, dördüncü fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 7.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın 28.10.2011 tarihinde kesinleştiği,
Sanığın 06.05.2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olup kesinleşmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan hüküm aynen açıklanarak 7.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteğinin, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu bozulmasına karar verilmesi, vesaire ilişkindir.
Olay tarihinde katılanların ... Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptıkları, olay günü suç yeri olan ... Kafede yapılan denetimler kapsamında kafede bulunan kişilerin sigara içtiklerinin tespit edilmesi üzerine gerekli tutanak tanzimine başlanıldığında kafeye dışarıdan giren sanıkların görevli polis memurlarına bağırarak sinkaflı küfürler ettikleri, olay nedeniyle katılanların sanıklar hakkında şikayetçi oldukları, sanıkların alınan beyanlarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri, ancak sanık ...'ın olay sırasında " illa adam mı vuralım, dağa mı çıkalım, bizi kim ihbar etti ?" diye bağırdığını ifade ettiği, bu suretle sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri anlaşıldığından sanıklar cezalandırılmış, katılanların aşamalarda değişmeyen beyanları, bu beyanları destekler sanıkların dolaylı yoldan suçlarını ikrarlarını içeren beyanları değerlendirildiğinde, sanıkların suçtan kurtulmaya yönelik kaçamaklı savunmalarına itibar edilmemiş, somut olayda katılanlardan kaynaklanan herhangi bir haksız tahrikte tespit edilmediği, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
A- Sanığın temyiz nedenleri yönünden;
Tüm dosya kapsamı, katılanların aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları, olay tutanağına göre sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinde, hukuka aykırılık görülmemiştir.
B- Sair Yönlerden yapılan incelemede;
Sanığın bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak,
1-Sanığın eylemini, birden fazla görevliye karşı bir suç işleme kararı kapsamında tek bir fiil ile gerçekleştirmesi karşısında, uygulanan kanun maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 43/2 nci maddesi yerine aynı Kanun'un 125/4 üncü maddesi olarak yanlış gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6 ıncı maddesine aykırı davranılması,
2-Sanığa ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen 5237 Sayılı Kanun'un 43/2 nci maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226/2 nci maddesine aykırı davranılması,
3-Hakaret suçunun aleni bir yer olan kafede ve kafe önünde işlenmesine rağmen, 5237 sayılı Kanun'un 125/4. maddesinin uygulanmaması,
Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
Gerekçe bölümünün B bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanunun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.