Davanın reddine

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/(2)-a maddesi uyarınca 2011 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Giresun ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı ...'nin babası ... adına kayıtlı bulunan 412 parsel sayılı 10.880 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 118 ada 120 parsel numarası ile 9.557,34 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar adına kayıtlı 411 parsel sayılı 13.900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 118 ada 119 parsel numarası ile 16.124,91 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2. Tespit tutanağına davacı ... tarafından itiraz edilmesi üzerine, Kadastro Komisyonu 30.01.2012 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

3. Davacı vekili dava dilekçesinde; 1956 yılında yapılan kadastro çalışması ile tapuya tescil edilen ve davacının babası adına kayıtlı 412 parsel 10880 metrekarelik taşınmazın 2011 yılında yapılan yenileme kadastrosu ile 118 ada 120 parsel numarası ile 9.557,34 m2 olarak tespit edildiği, davalılara ait 411 parselin ise alanın 2.224,91 metrekare arttığını ileri sürerek tespitin iptalini istemiştir.

1. Davalı ... ve ... 16.10.2014 tarihli cevap dilekçelerinde özetle, yapılan kadastro tespitinin doğru olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

2. Davalı ... süresi içinde cevap dilekçesi vermediği gibi davetiye tebliğine rağmen duruşmaya da katılmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2014 tarihli ve 2012/4 Esas, 2014/11 Karar sayılı kararı ile; taşınmazlar arasındaki sınırda zeminde mevcut tel örgü, çit bulunduğu ve bu şekilde taşınmazlar arasında sabit sınırın mevcut olduğu, bu şekilde tel örgü ve çitin sabit sınır olarak alınması gerektiği, ilk tesis kadastrosu ile yapılan yenileme kadastro çalışmaları sonucu oluşan yüzölçüm farklılığının tesis kadastrosu esnasında eski pafta kenarının çok uzun olması yüzünden eskiden ölçü hatasından kaynaklandığı, davalı tarafça davacı tarafa ait taşınmaza tecavüz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli eski 411 yeni 118 ada 119 ve eski 412 yeni 118 ada 120 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 tarihli ve 2014/19755 Esas, 2015/12620 Karar sayılı kararıyla; "Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli ..." gerekçesi ile eksik araştırma ve incelemeye dayalı İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çekişmeli taşınmazlar arasındaki sınırda zeminde mevcut tel örgü, çit bulunduğu ve bu şekilde taşınmazlar arasında sabit sınırın mevcut olduğu, bu şekilde tel örgü ve çitin sabit sınır olarak alınması gerektiği, ilk tesis kadastrosu ile yapılan yenileme kadastro çalışmaları sonucu oluşan yüzölçümü farklılığının tesis kadastrosu esnasında eski pafta kenarının çok uzun olması yüzünden eskiden ölçü hatasından kaynaklandığı, davalı tarafça davacı tarafa ait taşınmaza tecavüz edilmediği, mahallinde yapılan keşif, davalı tarafın ve mahalli bilirkişilerin keşifte gösterdiği ve teknik bilirkişilere ölçümleri yaptırılan sınır yerlerinin yenileme kadastrosu sonucu baz alınan sınırlar ile aynı olması, keşifte dinlenen bilirkişi beyanları ile Mahkememiz gözlemi ile anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine, çekişmeli eski 411 yeni 118 ada 119 ve eski 412 yeni 118 ada 120 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde, bozma ilamı gereklerine uygun olarak deliller toplanmadan karar verildiğini, kesinleşen kadastroya sadık kalmadan karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, yenileme kadastrosu sonucu davalıların taşınmazın alanı büyüdüğü halde davacıya ait taşınmazın alanının küçüldüğünü, yetersiz gerekçe ve hukuka aykırı bilirkişi raporuna göre karar vermesinin yasal olmadığını, eski kadastro haritası ile yenileme sonucu oluşan haritalar çakıştırıldığında açık bir şekilde davacının taşınmazına müdahale ve sınırda kayma olduğunu, yenileme kadastrosunda esas olan tesis kadastrosundaki sınırlara itibar edilmesi olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.

1. Dava, uygulama kadastrosu sırasında, dava konusu taşınmazların müşterek sınırlarının hatalı tespit edildiği iddiasıyla açılan, uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırların düzeltilmesi isteğine ilişkindir.

2. Uyuşmazlık, uygulama kadastrosunun yöntemine uygun şekilde yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun'un 22/(2)-a maddesi.

Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek olup, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.

Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.

İlk Derece Mahkemesince Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 tarihli ve 2014/19755 Esas, 2015/12620 Karar sayılı bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Yargıtayın bozma kararlarına karşı direnme hakkı yasalarımıza göre İlk Derece Mahkemesine verilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulduktan sonra gereklerinin yerine getirilmesi ve bozma ilamında yazılı hususları karşılayacak şekilde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması zorunludur.

Uyulan bozma ilamında açıkça; "...Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır." denilmesine ve eksiklikler bozma nedeni olarak görülmesine rağmen hükme esas bilirkişi raporunda hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmamış; yine eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarından faydalanılarak bir değerlendirme içermeyen rapor hükme esas alınarak eksik ve hatalı değerlendirme sonucu karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş -her ne kadar çekişmeli taşınmazlar arasındaki uygulama kadastrosunda esas alınan sınırın sabit sınır olduğu kabul edilerek dava reddedilmiş ise de- uyulan bozma ilamı doğrultusunda; tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması; bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, daha önce dosyaya rapor sunmamış jeodezi ve fotogrametri mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile yapılacak keşif sonucu alınacak dosya kapsamına, bozma ilamının gereklerine uygun denetime elveşli rapor neticesinde karar vermektir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacı ...'a iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.