Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya kapsamından yapılan incelemede, katılan ... tarafından hükmün temyiz edildiği, ancak temyiz sürecinde dosyaya sunduğu 30/04/2018 tarihli dilekçeyle sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiği anlaşılmakla, katılan sıfatının ortadan kalkması nedeniyle hükmü temyize hakkı bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca, müşteki ...’in tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 10/06/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(karşı oy)
Sanık hakkında katılan ...’e yönelik kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan İstanbul Anadolu (Kapatılan) 70. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/03/2014 tarihli ve 2013/59 esas, 2014/337 sayılı kararıyla; sanık hakkında TCK'nın 123/1. maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.
Karara karşı katılan tarafından süresi içinde temyiz talebinde bulunulmuş, sonrasında 30/04/2018 tarihli dilekçeyle sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği beyan etmiştir.
Temyizi kabil karar bakımından, sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiği ve dolayısıyla katılan sıfatının ortadan kalkması nedeniyle hükmü temyize hakkı bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca, katılan vekilinin tebliğnameye uygun olarak “temyiz isteminin reddine” karar verilmiştir.
Yüksek Dairenin söz konusu kararında, sanık hakkında takibi şikâyete bağlı olan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu nedeniyle katılanın hükümden sonra 30/04/2018 tarihli dilekçesiyle şikâyetinden vazgeçmesi karşısında, sanığa şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan açılan kamu davasının Türk Ceza Kanununun 73/4, Ceza Muhakemesi Kanununun 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi amacıyla bozma kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun temyizin reddi düşüncesine iştirak edilememiştir.
Konuyla ilgili mevzuat incelendiğinde;
• 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar” başlıklı 73.maddesinin dördüncü fıkrasında;
“Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.”
• Aynı Kanunun “Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma” başlıklı 123. maddesinde “sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikâyeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”,
• 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Katılanın Kanun yoluna başvurması” başlıklı 242. maddesinin birinci fıkrasında “Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir.”
• Aynı Kanunun “katılmanın hükümsüz kalması” başlıklı 243. maddesinde “Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
Sayın çoğunlukla aramızda çıkan uyuşmazlığın özünü katılan tarafından verilen şikâyetten vazgeçme dilekçesinin iki sonucundan hangisinin tercih edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Zira söz konusu şikâyetten vazgeçme dilekçesiyle, takibi şikâyete bağlı suç bakımından vazgeçmesinin hukuki sonuçları mı tercih edilmeli; yoksa şikâyetten vazgeçmenin doğal sonucu olarak katılmanın hükümsüz kalması sebebiyle artık usulüne uygun açılmış temyiz davası olmayacağı gerekçesiyle temyiz reddi kararı mı verilmelidir.
Söz konusu çoğunluk görüşü ele alındığında; malumları olduğu üzere, Yargıtay tarafından “hükmü temyize hakkı bulunmadığından” temyiz reddi kararı verilmesinin doğal sonucu olarak, söz konusu kararın kesinleşme tarihi ilk derece mahkemesince verilen hüküm tarihi olacaktır. Bu durumda, temyiz davası sırasında katılan tarafından verilen şikâyetten vazgeçme dilekçesinin gereğinin yerine getirilebilmesi için artık olağan yahut olağanüstü Kanun yolu tükenmiş olacaktır. Oysaki dilekçe verildiği tarih itibarıyla geçerli bir temyiz davası bulunmaktadır.
Dolayısıyla, takibi şikâyete bağlı suçlar bakımından şikâyetten vazgeçme dilekçesi verilmesi halinde farklı bir hukuki statüye kavuşturulmalı ve bu dilekçenin kanuni sonuçlarının tesisini sağlayacak kararlar verilmelidir.
Bilindiği üzere, son dönem ceza adalet sistemleri; ortaya çıkan nizayı salt ceza muhakemesinin gündeminden çıkarmayı hedeflememekte, toplum gündeminden çıkarmak için de çözümler aramaktadır. Nitekim cezalandırıcı adalet sisteminin yanında onarıcı adalet gibi artık mağdur odaklı alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri benimsenmektedir. Bu sayede, söz konusu niza toplum gündeminden de çıkarak yeni nizaların önü kesilmekte, bunun dolaylı bir sonucu olarak da adalet sisteminin iş yükünde bir rahatlama ortaya çıkmaktadır.
Somut olayda da iki sonuçtan şikâyetten vazgeçmeyle davanın düşmesi kararı verilmesi yolunun tercih edilmesi halinde niza hem toplum hem de ceza muhakemesi gündeminden düşmektedir. Hâlbuki sayın çoğunluğunun verdiği karar nazara alındığında, şikâyetten vazgeçmenin hiçbir hukuki sonucundan taraflar faydalanamayacağı için niza sadece ceza muhakemesi gündeminden çıkacak, ancak toplum gündeminde kalmaya devam edecektir.
O halde, katılanın şikâyetten vazgeçme dilekçesi verdiği anda usulüne uygun açılmış bir temyiz davasının kabulünde zorunluluk bulunduğu ve kararın kesinleşmediği nazara alındığında katılan tarafından verilen “şikâyetten vazgeçme” dilekçesinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Kaldı ki, katılan da şikâyetten vazgeçme dilekçesinde amaçsal yorum yerine şekli yorumla temyiz davasından vazgeçme gibi bir yorum Türk Ceza Kanunun 73/4. maddesine açıkça aykırılık teşkil edecektir.
Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle sayın çoğunluğun temyizin reddi yönündeki görüşüne iştirak edilememiştir.