Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ( 5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.12.2008 tarihli ve 2008/534 Esas, 2008/597 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının delaletiyle birinci fıkrası, 62 inci maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 19.01.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
2.... Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/815 Esas, 2015/1191 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine hükmün açıklanması ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık ve müdafiinin temyiz istekleri; hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

1.Olay günü sanığa mağdur trafik polislerince minibüs durağına usulsuz park yapıldığı gerekçesiyle ceza yazıldığı, bankadan çıkıp ceza yazıldığını öğrenen sanığın mağdurlara “Yaptığınız ayıp, terbiyesizlik, 10 dakika idare edemediniz mi.” şeklinde sözler söylediği ve sürücü ceza puanı dolduğundan arkadaşının ehliyetine ceza yazılmasını talep ettiği, mağdurların böyle bir şeyin mümkün olmadığını söylemeleri üzerine sanığın mağdurlara “Dinsiz, imansız, Allah’sızlar, şerefsizler.” diye hakaret ettiği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.

2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği belirlenmiştir.

3. Mağdurların her aşamada oluşa ilişkin istikrarlı ve birbiriyle uyumlu anlatımlarının bulunduğu tespit edilmiştir.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.5237 sayılı Kanun'da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun'un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerekir. Her ne kadar 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasında cezanın alt sınırının 1 yıldan az olamayacağı düzenlenmiş ise de, bu düzenlemenin temel cezanın adli para cezası olarak seçilmesine engel olmayacağı gözönünde bulundurulmadan ve yeterli gerekçe gösterilmeden temel ceza olarak hapis cezası tercih edilmesi,

2. Hakaret suçunun aleni bir yer olan cadde üzerinde işlenmesine rağmen, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmaması,

3. Kabule göre ise;
Mahkemece kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu, açıklanması geri bırakılan hükümdeki 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmamasına karar verilip belirlenen temel ceza üzerinden aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1/4 oranında artırım yapılırken hesap hatası yapılarak sonuç cezanın sehven 1 yıl 15 gün hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 231/11 inci maddesine aykırı davranılması,
Nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, temyiz edenlerin sıfatı yönünden sanığın, sonuç ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkının, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca dikkate alınmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.