Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davalı SGK hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı SGK yönünden temyize konu edilen asıl alacak 1.250,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırının altında kalmaktadır. Açıklanan sebeple davalı SGK vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Davalı ... vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ve davalı ... tarafından sigortalı bulunan motosikletin 14.10.2012 tarihinde yaya olan davacıya çarpması şeklinde meydana gelen kaza sonrasında davacının yaralandığını, malul kaldığını, uzun süre tedavi gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı ... için 500,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, davacı ... için 500,00 TL maddi, 6.000,00 TL manevi, davacı ... için 6.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (tedavi giderlerininin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında ödenmesi gereken kısmından SGK'nın, aşkın kısmından diğer davalıların, kazanç kaybından araç sürücüsü ve sigorta şirketinin, manevi tazminat yönünden araç sürücüsünün sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.08.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini davacı ... için (1.250,00 TL tedavi gideri açısından SGK ve araç sürücüsü, geçici ve sürekli işgöremezilk tazminatı açısından araç sürücüsü ve sigorta şirketi sorumlu olmak üzere) 74.822,84 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesi ile açılan davada iş mahkemelerinin görevli olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 98 inci maddesi kapsamında trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri bedellerinin müvekkili tarafından karşılandığını, iş göremezlik, maddi manevi tazminat ve bakıcı giderlerinin, müvekkilinin sorumluluğu kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; sorumluluğun kusur ve poliçe üst limiti ile sınırlı bulunduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, tedavi giderlerinin SGK'dan istenilmesi gerektiğini, davadan önce müvekkiline başvuruda bulunulmadığını, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumunca belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile kazanın meydana gelmesinde davacı tarafın asli kusurlu olduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın meydana gelmesinde davacı ...'in %75, davalı ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 26.09.2016 tarihli rapor ile davacının maluliyetinin %38 oranında olduğu, iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği göz önünde bulundurularak "davalı SGK hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden maddi tazminat istemine ilişkin davanın kısmen kabulüne, tedavi giderlerine ilişkin olarak 1.250,00 TL maddi tazminatın 14.05.2017 rapor düzenleme tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, iş göremezlik nedeniyle toplam 73.572,84 TL maddi tazminatın 14.05.2017 rapor düzenleme tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve Anadolu Anonim Türk Sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 20.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 24.000,00 TL manevi tazminatın 14.10.2012 olay tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili; kabulüne karar verilen maddi tazminat miktarları yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken bilirkişi rapor tarihi olan 14.05.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğu, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğu, SGK'dan 1.250,00 TL tedavi gideri talep edilmesine rağmen bu talebin reddedilmesi üzerine davalı SGK lehine 9.870,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin yanlış olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili; tedavi giderleri yönünden sorumluluğun sigorta şirketine ait olmasına rağmen davalının da tedavi giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, dosyadaki kusur durumu da dikkate alındığında davacı ... için hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, dosyada bulunan farklı maluliyet oranları yönünden bilirkişi tarafından her bir maluliyet oranı için ayrı ayrı hesaplama yapılması, hangi maluliyet raporunun hükme esas alınacağının mahkemece takdir edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, sadece %38 maluliyet oranı dikkate alınarak rapor düzenlenmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 26.09.2016 tarihli ve davacının %38 oranında sürekli malûliyeti bulunduğu, iyileşme süresinin 1 yıl olduğunu tespit eden rapora itibar edildiğinin gerekçeli kararda açıkça belirtilmesi karşısında hesap bilirkişisi raporunda İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 26.09.2016 tarihli rapordaki belirlemeler dikkate alınarak hesaplama yapılmış olması, diğer maluliyet raporlarında belirlenen oranlar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamasında bir usulsüzlük bulunmamasına, KTK.'nın 85 inci maddesi gereğince tedavi gideri yönünden davalı sürücünün sigorta şirketi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olması karşısında tedavi gideri zararının davalı sürücüden talep edilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmamasına, dava konusu olayda, kazanın meydana geldiği tarih, kusur durumu, davacı ...'in yaşı, davacı ... ile anne-babası olan diğer davacıların kaza ve sonrasındaki tedavi sürecinde yaşamış oldukları acı ve üzüntünün büyüklüğü, tarafların, dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması hususları gözönünde bulundurularak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56/1 ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 4 üncü maddeleri gereğince takdir hakkı kullanılmak suretiyle belirlenen manevi tazminat miktarının yerinde olmasına göre davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf talepleri ile davalı ... vekilinin tüm istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, haksız fiil niteliğinde olan dava konusu kaza nedeniyle davacılar vekilinin talebi de dikkate alınarak davalı ... yönünden kaza tarihi, davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken hesap bilirkişisi rapor tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu, yine davacılar vekilince dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile davalı SGK'dan 1.250,00 TL tedavi gideri talep edilmiş olmasına rağmen SGK hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi üzerine SGK lehine 9.870,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilerek mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davalı ...'ın kaza tarihinden, davalı ... şirketinin dava tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulmaları, davalı SGK lehine bu davalı yönünden dava değeri olan 1.250,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi şeklinde yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek, kararının kaldırılmasına, davalı SGK hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden maddi tazminat talebiyle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, tedavi giderlerine ilişkin olarak 1.250,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 14.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, iş göremezlik nedeniyle belirlenen toplam 73.572,84 TL maddi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan 14.10.2012 tarihinden itibaren, davalı ... A. Ş.'den 26.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine, davacı ... için takdir edilen 20.000,00 TL, davacı ... için takdir edilen 2.000,00 TL, davacı ... için takdir edilen 2.000,00 TL olmak üzere toplam 24.000,00 TL manevi tazminatın 14.10.2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı ... vekili; dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ıslah tarihinden ya da rapor tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı SGK vekili; reddedilen kısım yönünden verilen vekalet ücretinin ve yargılama giderinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı SGK temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davalı ... temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'ne yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.