Esastan Ret

Taraflar arasındaki menfi tespit davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı şirket ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı ... ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, borcun ödenmesi üzerine davalı şirketin ibraname düzenlediğini, buna rağmen takibe devam ederek alacağı diğer davalıya temlik ettiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

1.Davalı şirket cevap dilekçesinde özetle, ibranamedeki imzanın şirket temsilcisine ait olmadığını düşündüklerini, ancak geçmişte ticari ilişkilerin yürütülmesi için açığa imza atmak suretiyle davacıya verilen evrakın sonradan doldurularak ibraname haline de getirilmiş olabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alacağın temlik alınmasından sonra davacıya tebligat yapıldığını ve davacının borcu ödeyeceğini belirttiğini, davacının ibraname bulunduğu yönündeki iddiasına karşın dava tarihine kadar hiçbir işlem tesis etmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ibranamedeki imzanın davalı şirket temsilcinin eli ürünü olduğu, davalı şirketin bu imzanın boş bir belgeye atıldığı ve sonradan bu belgenin ibranameye dönüştürüldüğü iddiasının yazılı olarak kanıtlanamadığı, bu nedenle alacağın temlik edilmesinin ve takibe devam edilmesinin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; tanıklarının dinlenmediğini, raporun yazıların kim tarafından ve ne zaman yazıldığı noktasında olması gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak uzun süre bekleyip dava açtığını belirterek kararı istinaf etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; temlik işleminden sonra haciz işlemlerine başlandığını, davacının aracına haciz konulduğunu, davacının borcu ödeyeceğini beyan etmesi üzerine haczin kaldırıldığını, davacının temlikten haberdar olmasına rağmen dava açmak için uzunca bir süre beklediğini, kötü niyetle bu davayı açtığını, kendisi ile yapılan görüşmelerde borcun ödendiğinin söylenmediğini, davacının kötü niyetli olduğunu, Mahkemece ibraname üzerinde sadece imza incelemesi yapıldığını, yazıların kime ait olduğu konusunda bir değerlendirme yapılmadığını, adi yazılı bir belgenin her zaman düzenlenebileceğini, takibin iptal veya talikinin ancak imzası ikrar edilmiş bir belgeye dayanılarak talep edilebileceğini, tanık deliline dayanmış olmalarına rağmen tanıklarının dinlenmediğini, diğer davalı şirket yetkilisi ...'ın beyanlarının dikkate alınmadığını, ibranamenin alacağı iyi niyetle temlik alan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini ve re'sen dikkate alınacak sebeplerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ibraname üzerindeki imzanın davalı şirketin yetkilisine ait olduğu, davalının bu ibranameye rağmen alacağını diğer davalıya temlik ettiği, olmayan bir alacağın temlik edilmesi Borçlar Kanunu anlamında hüküm doğurmayacağından diğer davalı ...'ın da bu temlike dayanarak alacak talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, dolayısıyla her iki davalının davacının kötü niyetli olduğu ve temlikten haberdar olduğu yünündeki soyut istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı şirket ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava menfi tespit istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacı tarafından ibraz edilen ibranamenin ve davalılar arasında yapılan temlik sözleşmesinin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) 71ve 72 inci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.